AŞKÎ, Mustafa

(d.1200-1204/1785-1789-ö.1288-1294/1871-1877)

tekke şairi

 

Asıl adı Mustafa olan mutasavvıf, şiirlerinde Aşkî mahlasını kullanmıştır. Kilis doğumlu olan Aşkî'nin hayatına dair bilgiler sadece kendi eserlerine ve bazı arşiv belgelerine dayanmaktadır. Doğum tarihi hakkında bir bilgi yoktur. Külliyatında künyesi Aşkî Mustafa b. Ömer el-Kilisî şeklinde geçmektedir. Seyyid’dir. Şair, Mevlevi şeyhi ve müderristir. Mezheben Nakşibendi, meşreben de Mevlevidir. Divanının tertip edildiği esnada Mekke ve Medine’deki Mevlevi şeyhlerinden biri olarak bilinmekte ve tanınmaktaydı. Hadis tahsili için genç yaşta Mısır’a gitmiş ve bir süre Câmiatü’l-Ezher’de ilim tahsil etmiştir. Daha sonra Mekke’ye gitmiş ve burada yirmi yıldan fazla kalarak ilim öğretmekle meşgul olmuştur. Mekke’de dostlarının teşvikleri ve yardımlarıyla evlenmiş ve çocukları olmuştur. Geçim sıkıntısına düşünce Medine’ye gitmiş ve Buhârî-i Şerîf ve Mesnevî-i Münîf dersleri vermekle vakit geçirmiştir. Burada da geçim sıkıntısı baş gösterince 1257/1841’de Mısır ve İskenderiye üzerinden İstanbul’a gitmiştir. Seyahati esnasında Mısır’da vali Mehmed Ali Paşa ve İstanbul’da Nuri Mustafa Paşa tarafından misafir edilmiştir. Beşiktaş mevlevihanesi postnişini ve şeyhi Abdülkadir Efendi’yi ziyaret eder. Sultan Abdülmecid, Aşkî’yi ilk olarak bu mecliste görüp kendisi hakkında bilgi edinir. Bir Cuma günü Beylerbeyi Camii’ne giden Aşkî’ye Sultan Abdülmecid çeşitli ihsanlarda bulunur ve Aşkî’ye de üç yüz kuruş aylık bağlanmasını emreder. Ayrıca kendisinden Medine tarihine dair tercüme bir eser yazmasını ister ve eserin yazılımı sırasında kullanılmak üzere yedi bin beş yüz kuruş daha ihsanda bulunur. Aşkî iki ay kadar İstanbul’da kaldıktan sonra Medine’ye varmak için yola çıkar. 1257/1841 yılı haccını Mekke’de ifa ettikten sonra ailesinin yanına Medine’ye döner. Eserini yazmak için Medine ile alakalı Arapça, Farsça ve Türkçe tarih kitaplarını inceler ve Semhûdî’nin eserinde karar kılar. Eser tamamlandığında Sultan Abdülmecid’e takdim edilir. 1264/1848 tarihli arşiv belgelerine göre Haremeyn-i Şerifeyn’deki Mevlevihaneler Aşkî Efendi’ye ihale olmuştur. Nakibu’l-eşraftan olması nedeniyle kendisine maaş tahsis edilmesi ve çeşitli hediyeler gönderilmesine dair arşiv belgeleri vardır. Bu belgelere göre 17 Haziran 1863 tarihinde Abdülgâni ismi verilen bir oğlu doğmuştur. Diğer bir oğlu 1267/1851 doğumlu Ali Enver Efendi’dir. Küçük yaşta vefat eden bir de kız çocuğu vardır. Aşkî’nin ne zaman ve nerede vefat ettiğine dair net bir bilgi yoktur. Eserlerinden ve arşiv belgelerinden yapılan çıkarıma göre 1200-1204/1785-1789 yılları arasında doğmuş ve 1288-1294/1871-1877 yılları arasında vefat etmiş olmalıdır.

Aşkî’nin manzum eserleri Behce-i Letâif ve Lehce-i Maârif adlı külliyatında yer almaktadır. Külliyatın bilinen üç nüshası vardır. Üç nüsha da müellif hayatta iken Mehmed Salih Efendi tarafından istinsah edilmiştir. 1274/1858 yılında İ.Ü. Türkiyat Araş. Ktp. 9’da kayıtlı nüsha; 1275/1859 yılında Yapı Kredi Sermet Çifter Araş. Ktp. 662’de kayıtlı nüsha ve 1284/1867-68 yılında Süleymaniye Ktp. Hacı Mahmud Ef. 3934’teki Dîvân-ı Fevâidu’l-Uşşâk adıyla kayıt altına alınan nüsha istinsah edilmiştir. Külliyatta yer alan eserler Aşknâme, Vahdetnâme, Der Na’t-ı Mesnevî ve Sâhib-i Mesnevî, Mi’racnâme, Sâkînâme ve Dîvân’ndan oluşmaktadır. Külliyatının üçyüz yapraklık hacmi vardır.

1. Aşknâme: Aşkî’nin külliyatındaki ilk mesnevîdir. 130 beyittir. Aşka dair beyitlerden oluşan eser Hicaz’da yazılmıştır. Tarih beyti 1272/1855-1856 yılına işaret etmektedir.

2. Vahdetnâme: Vahdetnâme türündeki mesnevilerin bilinen son örneğidir. 1097 beyit tutarındadır. Eser giriş ve Sofra-pend bölümlerinden sonra dokuz lokma başlığı altında yazılmıştır. Genel olarak Allah’ın birliğinden, gerçek mürşid ve müridin nasıl olması gerektiğinden ve nefsin hallerinden bahsedilmiş; Mevlana’nın Mesnevî’sinden ilham alınarak mevlevi olmanın gerekliliğine değinilmiştir. Tarih beyti 1272/1855-1856 yazıldığını göstermektedir. Bir yüksek lisans tezine konu olmuştur (Baş 2007).

3. Der Na’t-ı Mesnevî ve Sâhib-i Mesnevî: Bu eser, Aşkî’nin külliyatında Vahdetnâme mesnevisinden hemen sonra gelmektedir. Bu mesnevi, Mevlana’yı ve eseri Mesnevî’yi övmektedir. 133 beyittir. Onuncu ile yirmi sekizinci beyitler arasındaki on sekiz beyitte sırasıyla kullanmış olduğu alfabe harfleriyle Mevlana’nın eserinde kullandığı alfabeyi ve Mesnevî’nin ilk on sekiz beytini övmektedir. Ne zaman yazıldığına dair bir tarih yoktur.

4. Mi’râcnâme: Külliyatın dördüncü sırasında yer alır. 215 beyittir. Bu mesnevide mi’rac hadisesi etraflıca nazm edilmiştir. Ne zaman yazıldığına dair bir tarih beyti yoktur.

5. Sâkînâme: Aşkî’nin külliyatında yer alan en küçük hacimli mesnevidir. 71 beyittir. Küçük hacimli olmasına rağmen genel olarak tasavvufi sâkînâmelerin özelliklerini taşımaktadır.

6. Dîvân: Mürettep bir divandır. Mehmed Salih Efendi tarafından üç kez istinsah edilmiş olmasına rağmen nüshalara göre bazı farklılıklar arz etmektedir. Bu durum Aşkî Mustafa Efendi’nin hayatta iken Dîvân’ı üzerinde bazı çıkarmalar ve eklemeler yaptığını göstermektedir. Dîvân’ın kasideler bölümünde 75 manzume bulunmaktadır. 557 gazel, 20 kıt’a, 22 beyit, 88 tarih olmak üzere Dîvân toplam 762 manzumeden müteşekkildir. Dîvân bir doktora tezine konu olmuştur (Yapa 2007).

7. Ta’tirü Ercâi’d-Devleti’l-Mecîdiyye bi-Tîbi Ahbâri Beledi Hayri’l-Beriyye: Eser, 1257/1841 yılında Medine’den İstanbul’a gelen Aşkî’den Sultan Abdülmecid’in Medine tarihine ilişkin bir eser yazmasını istemesi üzerine 1258/1842’de yazılmaya başlanmıştır. Üç cilttir. Birinci cilt 349, ikinci cilt 372 ve üçüncü cilt 259 yapraktır. İlk iki cildi Semhudî’nin Vefâ’ü’l-vefâ bi-ahbâri dâri’l-Mustafâ adlı Medine Tarihine dair eserinin tercümesidir. Üçüncü cilt Aşkî’nin Medine’ye dair tarih manzumeleriyle dolu telifidir. 1263/1847’de Muhammed Rasih Bursevî tarafından Medine’de temize çekilmiştir. Çok temiz ve süslü bir nesirle yazılmış olup tek nüshası İ.Ü. Ktp. T.Y. 1488-1490’da kayıtlıdır.

8. Fîhi Mâ Fîh Tercüme ve Şerhi: Eserin nerede olduğu bilinmemekle birlikte Hanya (Girit) Mevlevihanesi’nin kütüphane kayıtları arasında “1 cild Aşkî Dede’nin tercümesiyle mütercem Fîhi Mâ Fîh tercüme ve şerhi” (Kara 2006: 103) ifadesinden bu eserin Aşkî’ye ait olduğu anlaşılmaktadır.

Aşkî Mustafa Efendi’nin yazdığı eserler yeteri kadar tanınma imkânı bulamamıştır. Şiirlerinde özellikle Mevlana’dan etkilendiği açıktır. Mekke ve Medine’de elli yıl Buhârî-i Şerîf ve Mesnevî-i Münîf dersleri vermiş olması hoca kimliğini öne çıkarmaktadır. Manzumelerinde zaman zaman sivri bir dil kullanmıştır. Tarih düşürmede ustadır. Dîvân’ındaki tarih manzumeleri ve Medine Tarihine dair eserinin üçüncü cildindeki manzumeler dönemin siyasi ve kültürel coğrafyası hakkında önemli bilgiler taşımaktadır. Mevleviyye tarikatının 19. yüzyıldaki son temsilcilerindendir. Hacimli külliyatı şairliğini, tercüme-telif eseri de yazarlığını öne çıkarmaktadır.

Kaynakça

Aşkî Mustafa Efendi. Behce-i Letâif ve Lehce-i MaârifİÜ Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Ktp. No: 9.

Aşkî Mustafa Efendi. Behce-i Letâif ve Lehce-i Maârif. Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Ktp. Yazma No: 662.

Aşkî Mustafa Efendi. Dîvân-ı Fevâidu’l-Uşşâk (Behce-i Letâif ve Lehce-i Maârif). Süleymaniye Ktp. Hacı Mahmut Efendi, No: 3934.

Aşkî Mustafa Efendi. Ta’tirü Ercâi’d-Devleti’l-Mecîdiyye bi-Tîbi Ahbâri Beledi Hayri’l-Beriyye. İÜ Ktp. Türkçe Yazmaları. No: 1488-1490.

Baş, Mehmet Şamil (2007). Aşkî Mustafa Efendi’nin Vahdet-nâme Mesnevisi (Metin, Muhteva, Tahlil). Yüksek Lisans Tezi. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Baş, Mehmet Şamil (2007). “Aşkî Mustafa Efendi’nin Vahdet-nâme’si ve Mevlevîlik”. Yedi İklim Dergisi, 211: 136-142.

Baş, Mehmet Şamil (2012). “Aşkî Mustafa Efendi'nin Hayatı Eserleri Ve Sâkînâme Mesnevîsi”. Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 35: 249-280.

Başbakanlık Osmanlı Arşivleri A.}MKT.NZD. 220/57.

Başbakanlık Osmanlı Arşivleri. A.}MKT. 144/48.

Başbakanlık Osmanlı Arşivleri. A.}MKT. 155/26.

Başbakanlık Osmanlı Arşivleri. A.}MKT.MHM. 384/72.

Başbakanlık Osmanlı Arşivleri. A.}MKT.NZD. 100/31.

Başbakanlık Osmanlı Arşivleri. DH.SAİDd. 71/127.

Başbakanlık Osmanlı Arşivleri. DH.SAİDd… 84/77.

Başbakanlık Osmanlı Arşivleri. İ..DH.. 180/9814.

Başbakanlık Osmanlı Arşivleri. İ..DH.. 380/25076.

Başbakanlık Osmanlı Arşivleri. İ..MVL. 129/3391.

Başbakanlık Osmanlı Arşivleri. İ..MVL. 132/3540.

Başbakanlık Osmanlı Arşivleri. İ..MVL. 296/11996.

Bilgin, Orhan (1990). “Aşkî Mustafa Efendi ve Aşk-Nâmesi”. Türklük Araştırmaları Dergisi, 5: 211-222.

Bilgin, Orhan (1999). “Aşkî Mustafa Efendi ve Mi’râc-Nâmesi”. Prof.Dr. Nihat M. Çetin’e Armağan:  97-116.

Erünsal, İsmail E. (1991). “Aşkî Mustafa Efendi ve Medine Tarihine Dair Eseri”, Türklük Araştırmaları Dergisi: 6. 111-125.

Kara, İsmail (2006). Hanya / Girit Mevlevîhânesi Şeyh Ailesi – Müştemilâtı –Vakfiyesi – Mübadelesi. İstanbul: Dergâh Yay.

Külekçi, Numan (1999). XI-XX. Yüzyıllar El Yazması Metinler ve Özetleriyle Mesnevi Edebiyatı Antolojisi. C.1. Erzurum: Aktif Yay.

Mehmed Şefîk Efendi (1293). Dîvânçe-i Hanyevî Şefîk Efendi. İstanbul: Ahter Matbaası,.

Sarıcık, Murat (2003). Osmanlı İmparatorluğunda Nakîbu’l-Eşraflık Müessesi. Ankara: TTK Yay.

Şemseddin Sami (1996). Kâmûsu'l-Âlâm. Ankara: Kaşgar Neşriyat.

Tatçı, Mustafa ve Cemal Kurnaz (hzl.) (2000). Bursalı Mehmed Tahir, Osmanlı Müellifleri I-II-III ve Ahmed Remzi Akyürek Miftâhü’l-Kütûb ve Asâmî-i Müellifîn Fihristi (Tıpkıbasım-Dizin). C. 3. Ankara: Bizim Büro Basımevi.

Yapa, Melek Bıyık(2007). Aşkî Mustafa Divanı (Edisyon Kritik). Doktora Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

YRD. DOÇ. DR. MEHMET ŞAMİL BAŞ
Madde Yazım Tarihi: 08.11.2013
Güncelleme Tarihi:

Eserlerinden Örnekler


Dîvân’dan Örnek Beyitler

Gazel
Fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün

Bülbül-i tab’um yine pür âh u zâr itdüñ felek
Korkaram bir goncesin alduñ firâr itdüñ felek

Lâle-veş kitmân-ı dâg eylerdi dil hayli zaman
Dest-i bî-rahmuñ urup hep âşikâr itdüñ felek

Dîdeye yol buldı dilden seyl-i eşk-i hūn-feşân
İki çeşmüm gūyiyâ bir çeşme-sâr itdüñ felek

Gark-ı hūn olmış dönerler âsiyâb-âsâ müdâm
Merdüm-i çeşmüm benüm sen bî-karar itdüñ felek

Bâg-ı cismüm nev-nihâli duhter-i pâkîzemi
Bâd-ı sarsarla anı sen hâk-sâr itdüñ felek

Rahm ise bu itdügüñ gelsün senüñ başuña gör
Bî-muhâbâ meyve-i kalbüm niŝâr itdüñ felek

Aglamazdum bir olaydı on beş oldı dâg-ı dil
Erdi ‘ömrüm âhire bir bir şikâr itdüñ felek

Hâşelillâh kim şikâyet ola fahrumdur benüm
Sanma kim bu müptelâ-yı devr-i yâr itdüñ felek

Ben Halîlî-meşrebem bu ‘ıyd-ı adhâdur dahî
Yâra kurbân itdi ‘Aşkî sanma kâr itdüñ felek

Aşkî Mustafa Efendi. Dîvân-ı Fevâidu’l-Uşşâk (Behce-i Letâif ve Lehce-i Maârif). Süleymaniye Ktp. Hacı Mahmut Efendi, No: 3934. vr. 233b-234a.

Gazel
Fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün

Ey göñül meftûn göñül mahzûn göñül mecnûn göñül
Aşka düşdüñ ‘âleme rüsvâ olup magbûn göñül

Âsumân-ı dilberâda ‘aşkiçün kavs u kûzah
Bir taraf yeşildür ammâ bir taraf pür-hûn göñül

Âline firifte olduñ eline düşdüñ anuñ
Hîle ile ortaya atdı seni azgun göñül

Derdmendi bende çekdi gamze-i fettân ile
Allah Allah zülf-i zencîrüñde biñ mecnûn göñül

Mâsivâyı terk idüp Kehf-i emân-ı yârda
Bârekallah oldı Kıtmîr gice-i meskûn göñül

Yana gelmiş bu der-i ‘aşka kolay zann eyleyüp
Borcı bir câñdur gelüpdür virmege medyûn göñül

Hecr ü hasretle nedür bu nâliş ü efgân-ı dil
Aşkî ister şehr-i pâk-i Ahmed’i her gün göñül

Aşkî Mustafa Efendi. Dîvân-ı Fevâidu’l-Uşşâk (Behce-i Letâif ve Lehce-i Maârif). Süleymaniye Ktp. Hacı Mahmut Efendi, No: 3934. vr. 242a.

Vahdetnâme’den Örnek Beyitler
Fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün

‘Âşık iseñ kıl ‘ibâdet her seher
Eyle ihyâ sünnet-i hayru’l-beşer

Emr-i Hakla mescid oldı secde-gâh
‘Âşıkuñ göñli mekân-ı Pâdişâh

Hep mesâcid bir ‘ibâdet-hânedür
Kalb-i ‘âşık Hakk içün kâşânedür

‘Âşıkân pür şevk merdân-ı Hudâ
Ser-hoşândur dîn-i pâk-i Mustafâ

Eşkiyâ maglûb-ı şeytân-ı racîm
Evliyâ mahbûb-ı Rahmân [u] Rahîm

Evliyâ vahdetle olmış yek vücûd
Zâhir olmış anda esrâr-ı sücûd

Nüsha-i kübrâdur âdem bilmedüñ
Hâb-ı gafletden gözüñ bir silmedüñ

Ey birâder bî-nihâyet ‘âlemi
Derc kılmış bu vücûd-ı âdemi

Her ne isterseñ eger bed ger nikû
Varlıgıñdan iste var sende kamû

Bil ki şeytân-ı la’în u Cebreîl
Ahmed u Bû Cehl u Nemrûd u Halîl

Nefs-i Fir’avn-ı la’în Mûsâ-yı cân
İki hasm olmış vücûduñda nihân

Hep vücûduñda senüñ bil hayr u şer
Varlıgıñdan olduñ âhir bî-haber

Ger haber-dâr olayım dirseñ ogul
Mevlevî ol ‘âşık-ı şûrîde ol

Hâl-i ‘ışkdan sorar iseñ ey püser
‘Aşki-i şûrîdeden gel al haber

Ger olursañ sıdkla sen yâr-ı men
Ol vakit ol vâkıf-ı esrâr-ı men

Men talebkâr-ı visâl-i dil-berem
Tâlibânuñ cümlesinden ber-terem

Hem-dem u hem-râh olursañ sen baña
Cümle esrâra olursuñ âşinâ

Gerçi ben hor u hakîr u pây-mâl
Himmet-i pîrimle oldum sarf-ı hâl

Zâhirum fehm eylemez bî-gâneler
Dilden âgâh ‘âşık-ı dîvâneler

Geldi vaktum bende rihlet itmege
Hâżırum mülk-i bekâya gitmege

Seyf kınından çıksa bil keskîn olur
Burda miskîn orda şâh-ı dîn olur

Elvedâ’ olsun saña dünyâ-yı dûn
Kendimi cismüm benim un itduñ un

Gûş-i cânla pendümi gûş it kavî
Mevlevî ol Mevlevî ol Mevlevî

Aşkî Mustafa Efendi. Dîvân-ı Fevâidu’l-Uşşâk (Behce-i Letâif ve Lehce-i Maârif). Süleymaniye Ktp. Hacı Mahmut Efendi, No: 3934. vr. 45b-46a.

 

 

Resim ve Minyatür Bulunmamaktadır.

Bestelenmiş Eser Bulunmamaktadır.

Seslendirilmiş Eser Bulunmamaktadır.