ARİFÎ, Kütahyalı

(d.1230/1231/1815-ö.1312/1313/1895)

âşık

 

19. yüzyılın halk ozanlarından biri olarak kabul edilen, Bektaşi tarikatına intisap etmiş şairden Arifî diye bahsedilmektedir. Gençlik yıllarında mahallesindeki kadınların “Arif oğlan” diye çağırmalarından dolayı asıl adının Arif olduğu tahmin edilmektedir. Adına nispetle Arifî diye şöhret bulmuş ve bütün şiirlerinde bu mahlası kullanmıştır. Kütahya merkeze bağlı Saray mahallesinde doğmuştur. Doğum tarihi kesin olarak belli olmamakla beraber kaynakların çoğunun ittifak ettikleri 1230-31/1815 tarihinin daha doğru olacağı yönündedir. Kaynaklarda ailesi hakkında bilgiler oldukça sınırlı olup sadece dedesi ve babası hakkında çok kısa bilgiler vardır. Babası çalışkan ve orta halli bir çiftçi olan Abdullah Efendi’dir. Dedesi Kurşunlu Medresesinde müderris olarak görev yapmış Eskişehirli Hacı Ali Bey’dir (Hakkı 1934: 8). İlk eğitimini dedesinin yanında almaya başlamış, on bir yaşlarında bir yandan eğitimine devam ederken bir yandan da edebiyata olan ilgisi artmıştır. Zeki ve kabiliyetli olmasından dolayı kısa zaman içinde herkes tarafından takdir edilerek güzel şiirler söylemeye başlamıştır. Tahsiline devam ederken devrinin saz üstadlarından olan Bilecikli Hüsnü ile tanışarak kendisinden saz çalma ve şiir söyleme konusunda dersler almıştır. Kendisini geliştirdikten sonra sesinin güzel olması ve saz çalmadaki hüneri sayesinde şöhreti artmış ve yazdığı koşma ve destanları kendine özgü bir makamla okuduğu için de meclislerin aranan ismi olmuştur (Güler 2005: 9). Hocası Bilecikli Hüsnü Efendiden aldığı ilim ve terbiyeyi daha sonra öğrencisi olan döneminin Mevlevi dedesi Ali Dede (Pesendî)’yi yetiştirmiştir. Pesendî de hocasından aldığı bilgi ve hüneri çok iyi değerlendirip zamanının önde gelen halk şairlerinden biri olmuştur. Ömrünü tek başına geçiren Arifî, âşık meclislerinde ve kahvelerde söylediği muamma ve koşmaları ile üne kavuşmuş, bazen tek başına bazen de hocası Bilecikli Hüsnü ile Bursa, Balıkesir, Adana, İzmir vb. şehirlere giderek orada âşık meclislerinde şiirler söylemiştir. Kalender ve rind-meşrep bir kişi olan Arifî’nin Bektaşi tarikatine intisap ettiği de kaynaklarda geçmektedir. İçkiye düşkün olduğu söylenen Arifî’nin bu alışkanlığı ve meclis sohbetleri de şiirlerine yansımıştır. Bu durumu; “Meclisi irfânda sazı söz olur / Ne söylesin âşık dinlemeyince / Gûş eder âlemi yârân göz olur / Tel tel olup keman inlemeyince” mısralarıyla söze dökmüştür (Güner 1999: 62).

Hayatının son yıllarını İznik’te geçiren Arifî, burada Bayramiyye tarikatine girmiş ve tarikatin adab ve erkânı öğrenerek dervişlerin hizmetinde bulunmuştur. Kaynaklarda ölüm tarihi ile ilgili farklı bilgiler mevcuttur. Uzunçarşılı'ya ve Mustafa Hakkı'ya göre 1894, Paracıklıoğlu'na göre 1896, Güner'e göre 1870 yılında seksen yaşlarında İznik'te ölmüştür. Paracıklıoğlu, İznik’e bağlı Üyük köyünde öldüğünü söylemektedir (Paracıklıoğlu 708). Kaynakların verdiği bilgiler ve şair hakkında araştırma yapmış kişilerin görüşleri doğrultusunda 1312-13/1895 tarihinde vefat ettiği söylenebilir. Vasiyeti üzerine Eşrefoğlu Rûmî’nin türbesinin eşiğine gömülmüştür (Güner 1967: 52).

Şairin bilinen tek eseri Divançesidir. Kadir Güler, dağınık halde ve cönklerde bulunan şiirlerini toplayarak kitap hâline getirmiş, ayrıca Hamza Güner de Kütahyalı Şairler adlı kitabında; iki Kütahya methiyesi, bir münacat, bir methiye, iki gazel, bir Hz. Hüseyin’e mersiye, bir tahmis, bir semai, bir düstûr-ı Arifî, bir ilahi, bir gazel ve bir muammasına yer vermiştir. Bugüne kadar yayımlanan şiirlerinin toplamı yetmiş ikidir. Bunların on altı şiiri hece ölçüsüyle, elli altı şiiri de aruz vezniyle yazılmıştır (Güler 2004: 11).

Usta çırak geleneği içinde yetişen ve hocası Bilecikli Hüsnü ile hep beraber olmuş, kendi yanında da öğrencisi Pesendî’yi yetiştirmiştir. Şair doğup büyüdüğü şehri çok sevmiş ve methiyelerde bulunmuştur. Kütahya ile ilgili “Kadrile halince beldegânı var Kütahya’nın / Her garibe dost olur insanı var Kütahya’nın” diyerek memleketini methetmiştir. Yaşadığı dönemin halk şairlerinde olduğu gibi Arifî de hem hece ölçüsüyle hem de aruz vezniyle şiirler kaleme almıştır. Hece ölçüsüyle yazdığı şiirleri hem sade hem de samimidir. Ayrıca, koşmalarında, aruz ölçüsüyle yazdığı gazel ve semailerinde nasihat tarzı ifadelere de yer vermiştir. Şiirlerinin bazılarında ise dünyanın geçiciliğinden ve yaşadığı zorluklardan bahsederek elinden bir şey gelmediği üzerinde durmuştur. Tarikata intisap etmesinden de anlaşılacağı üzere dinî-tasavvufi şiirler de kaleme almıştır. Bunlar; Allah’ın birliği, peygamber sevgisi, ehl-i beyte bağlılık, Bektaşilik ve Bektaşiliğin özellikleri üzerinedir. Peygamber sevgisi için “Ol habîb-i kibriyâdır Mustafa’yı sevmişem / Yar-ı garı Mustafa’nın Murtaza’yı sevmişem” diyerek Hz. Peygamberi övmeyi de ihmal etmemiştir. Ayrıca mensubiyeti olduğu tarikat içinde; “Her cihetde âdem-i irfân olur Bektaşîler / Her türab-ı cevheri bürkan olur Bektaşîler” diyerek tabi olduğu tarikata sevgisini göstermiştir. Kendi devrinde ve çevresinde yaşayan bir kısım din adamlarını zahid olarak değerlendirerek onları eleştirmiş, bunların karşısına, kendi ideal insan tipi olan rind ve sufi tipi ile çıktığı görülmektedir. Zamanının insana bakış açısı, kimsesizliği ve fakirliği yaşayan şair, insanların nasıl menfaat peşinde koştuğunu bizzat yaşayarak şahit olmuştur. Yalnızlığın acısını hep hissederek yaşamasına rağmen isyankâr değildir. Daima başına gelenlerin takdir-i İlahi olduğuna inanmıştır. Bu durumu da “Hudâ takdir etmiş günâh etmeyim / Bu başımda ottan gayrısı bitti” diyerek dizelere dökmüştür (Güler 2004: 12-14).

Kaynakça

Güler, Kadir (2004). Kütahyalı Ârifî ve Pesendî. Ankara: Bizim Büro Yay.

Güler, Kadir (1999). “XIX. Asır Şairlerinden Kütahyalı Ârifî ve Bilinmeyen Şiirleri”, Millî Folklor-Uluslararası Halkbilimi Dergisi. Sayı: 43. Yıl: 11. Ankara. s. 61-66.

Güler, Kadir (1996). “XIX. Asır Şuarâsından Arifî ve Pesendî’nin Kütahya Methiyeleri”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. Sayı: 7. Kayseri. s. 279-285.

Güler, Kadir (2010). Kütahya Şairleri I. Kütahya: Ekspres Gazetecilik Yay.

Güner, Hamza (1967). Başlangıçtan Zamanımıza Kadar Kütahyalı Şairler. Kütahya: İl Basımevi.

Köprülü, M. Fuad (2004). Saz Şairleri (I-V). Ankara: Akçağ Yay.

Muallim Mustafa Hakkı (1934). Kütahya Halk Şairleri. Kütahya: Halkevi Neşriyatı.

Paracıklıoğlu, H. Sezai (yty). Balıkesir Halkevi Dergisi. Balıkesir. s. 707-708.

Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (1932). Kütahya Şehri. İstanbul.

DR. MEHMET ÜNAL
Madde Yazım Tarihi: 10.02.2015
Güncelleme Tarihi:

Eserlerinden Örnekler


 Kerbelâ Mersiyesi

  Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

Mâh-ı matemdir cedid oldu muharremdir gönül

Gam sehâb-ı âsumânı tutdu mâtemdir gönül

 Kalbe gam mahzûnluğu âh gözlere nemdir gönül

Ey gözüm kan yaş döküp mü'mînlere gamdır gönül

Teşne-leb şâhın şehâdet olduğu demdir gönül

Kim bu evlâd-ı nebîdir şâh-ı âlemdir gönül

 

Kasdı katli al edüp düşdü bu teşveşe Yezîd

Fitneler vehm etdi başına lâin İbn-i Pelîd

İster etsin hânedânın ism ü resmin nâ-bedîd

Ehl-i beytin kanına girdi lâin etdi şehîd

Teşne leb şâhın şehâdet olduğu demdir gönül

Kim bu evlad-ı nebidir şâh-ı âlemdir gönül

 

Meclisi İblîs vezîri kim lâini serhûn idi

Düşmüş âl-i âbâ çarh-ı müdebbir-i dûn idi

Kapkara yüreğinde hased dolu mel'ûn idi

Lâ-cerem Hasan yeşil don Hüseyin gülgûn idi

Teşne leb şâhın şehâdet olduğu demdir gönül

Kim bu evlad-ı nebidir şâh-ı âlemdir gönül

 

Mısıra hâkim idi kim o lâin İbni Zeyâd

Kûfeye emretti gitsün ol Yezîd-i pür-fesâd

Sâmı şumdan hayli leşker gönderüp kıldı imdâd

Kıydı evlâd-ı Aliye ol munâfık oldu şâd

Teşne leb şâhın şehâdet olduğu demdir gönül

Kim bu evlad-ı nebidir şâh-ı âlemdir gönül

 

Ol şehi leşker melâik Kerbelâya tutdu râh

Dökdü zemzem gözleri Ka'bede örtüsü siyâh

Açdı hurşîd dîn livâsın ……………………….

Enbiyâ ve evliyâ makbûl ü mukarrebi bârgâh

Teşne leb şâhın şehâdet olduğu demdir gönül

Kim bu evlad-ı nebidir şâh-ı âlemdir gönül

 

Yüz dönüp âli abâdan iltifatı kesdiler

Ol hızırdan gûya âb-ı hayâtı kesdiler

Etdiler susuz şehîd hakdan necâtı kesdiler

Tutdılar leşker-i Yezîd râh-ı Fıratı kesdiler

Teşne leb şâhın şehâdet olduğu demdir gönül

Kim bu evlad-ı nebidir şâh-ı âlemdir gönül

 

La'net ol kavmi Yezîde Mervâna la'net sad hezâr

Zâlimi bî-dîn u bî-îmâna la'net sad hezâr

Dîn adûsu şeytana la'net sad hezâr

Kim şehîd eden o nâdâna la'net sad hezâr

Teşne leb şâhın şehâdet olduğu demdir gönül

Kim bu evlad-ı nebidir şâh-ı âlemdir gönül

 

Cân u dilden Ârifî Hakka ibâdet taat et

Ta kıyâmet haşredek sen de bu resmi âdet et

Matemin tut alî evlâdı resule rahmet et

Düşmanı alî âbaya sad hezâra la'net et

Teşne leb şâhın şehâdet olduğu demdir gönül

Kim bu evlad-ı nebidir şâh-ı âlemdir gönül

Güler, Kadir (2004). Kütahyalı Ârifî ve Pesendî. Ankara: Bizim Büro Yay. 55-56.

 

  Medhiye

 Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

Kadrile hâlince beldegânı var Kütahya’nın

Her garîbe dost olur inşanı var Kütahya’nın

 

Kıblesi Kûh-ı Acemdir pîşgâhı Kepkebir

Pûşgâhı Kâbe-i dâmânı var Kütahya’nın

 

Fâtihi almış bırakmışdır Ceneviz Vâlisi

Burc u bar u Kal’a-ı Sultânı var Kütahya’nın

 

Âlim-i fâzıl bulunur zâhir ü bâtın vclî

Her cihette âdem-i irfânı var Kütahya’nın

 

Beşler, üçler, yediler, kırklar, Hıdırlık merkezi

Çâr suyu evliyâ bürhânı var Kütahya’nın

 

Nâdirü'l-emsâl civarlarda hemen hiç yok gibi

Bir mükemmel Hâce-i Osmânı var Kütahya’nın

 

Var müderris, medrese, vakıf, imârethâneler

Germiyân Yâkub gibi hânmânı var Kütahya’nın

 

Câmisi, hânı, hamâmı çarşısı, esnâfile

Açılur akşam sabah dükkânı var Kütahya’nın

 

Âhi Evren'dir tabağ pîri nazargâh eyle sen

Âb-ı Damlarca gözü giryânı var Kütahya’nın

 

Çok safâhan yerleri eşçâr ile sa’y eder

Hoş havası her taraf seyrânı var Kütahya’nın

 

Armut, elma, erik envâ'i yemiş vişne kiraz

Bir hekimâne cücem dermânı var Kütahya’nın

 

Ol Pınarbaş Bursa'da, Kütahya'da Aksuyu gör

Bir müderris bahçesi bin şânı var Kütahya’nın

 

Kumarı, Kundukvirân, Aydoğdu, Sultanbağları

Ova köyler, Çamlıca, bostânı var Kütahya’nın

 

Bolduğan köşkü, Büyük bahçe, Musalla, Kor’önü

Bir güzel Yoncapınar seyrânı var Kütahya’nın

 

Var kalem şâirlerinden ârifî ednâların

Ehl-i dilden âşık-ı meydânı var Kütahya’nın 

Güler, Kadir (1996). “XIX. Asır Şuarâsından Arifî ve Pesendî’nin Kütahya Methiyeleri”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. Sayı: 7, 281-282.

  

 Koşma

 Bizi zem edenin dili ağzında

Söyledikçe şekerlensin bal olsun

Ötsün düdük zurna ney boğazında

Çalınsın davulla kös kaval olsun

 

Yuvarlansın her kim bizi yuvarlar

Sel gibi bir harab yeri toparlar

Sandıklar sepetler dolsun anbarlar

Bağlanup hararlar çul çuval olsun

 

Zem ü zeban aksun çeşme vü pınar

Deryalarda bile tutmasın kenar

Uzasın serviler büyüsün çınar

Kökleşip budağı bin çatal olsun

 

Söz lisâne gelir gider âriyet

Ey söyle kötü eyleme gıybet

Ârifî beyhûde söylemez sohbet

Bu da âşıkâne bir kemâl olsun

Güler, Kadir (1999). “XIX. Asır Şairlerinden Kütahyalı Ârifî ve Bilinmeyen Şiirleri”, Millî Folklor-Uluslararası Halkbilimi Dergisi. Sayı: 43. Yıl: 11. Ankara. 64.

 

Resim ve Minyatür Bulunmamaktadır.

Bestelenmiş Eser Bulunmamaktadır.

Seslendirilmiş Eser Bulunmamaktadır.