HÂFIZ, Post

(d.1030?/1620?-ö.1105/1694)

divan şairi ve müzisyen

 

“Hâfız” mahlaslı şairin adı Mehmet’tir, “Hafız Post” olarak tanınmıştır. İstanbul’da doğdu. Doğum tarihi hakkında farklı görüşler olmakla birlikte 1030/1620’li yıllarda doğmuş olabileceği tahmin edilmektedir (Öztuna 2006: 323). Babası imam olduğu için, gençlik döneminde babasının mesleğinden dolayı “İmamzâde Mehmed” olarak tanındı. Küçük yaşlarda din ve hafızlık eğitimi aldı (Özcan 1997: 100). Tophaneli Mahmud Efendi’den hat meşk etti (Müstakimzâde 1928: 729) ve Koca Osman’dan musiki öğrendi (Ergun 1942: 45; Özcan 1997: 100).

IV. Murat döneminde yapılan 1638 törenini anlatan Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi’nin birinci cildinde yer alan müzik kısmında “Hâfız Post”, “nev-zuhûr, henüz velvele-ârâ” ve “pederin nazar-kerdesi” olarak tanımladığı (Gökyay 1999: 302) sırada musiki eğitimini tamamlamış bir “hânende” idi. Esad Efendi “henüz yüzünün tüyü bitmemişken şarkı ilminin üstatlarından öğrenime devamlı gayret edip irfan tahsil etmek ve nağme fennini tamamlamakla” (Esad Efendi: vr. 13) cümlesi çeşitli eğitimcilerden musiki öğrenimine işaret etmektedir.

Şair Nâilî’nin (ö. 1077/1666), himayesinde edebi bilgilerle yetişti. Safâyî, gençliğinde Nâilî’nin terbiyesinde yetiştiğini belirtir. Nâilî ‘den ders aldıktan sonra “hoş-sohbet, zurefa-yı asr, nazik tabiat” özellikleriyle devlet adamlarının “nedim-i hası” olmuştur (Gökyay 1999: 302; Çapan 2005: 156). Şair Nâilî ile birlikte diğer şairler ve devlet adamlarıyla tanıştı. Nitekim eserinde “merhum” olarak kaydettiği Bahâyî, İsmetî, Mezâkî gibi tanıdığı birçok şairi anması, şairler arasındaki şöhretini de göstermektedir. “Post” lakabı kendi tercihidir, Esad Efendi “Adı geçenin baştan ayağa vücudu kıllı ve (kılsız) yeri az olduğundan Post kelimesini lakap edinmişti” der (Esad Efendi: vr. 13).

Şiir ve müzik ile tanınmasını Esad Efendi “IV. Mehmet (1648-1687) zamanında ünlendi” (Esad Efendi: vr. 13; Özcan 1997: 100) diyerek belirtirler. Yaşça büyük olması, birbirlerinin tanıyan iki hat hocasından eğitim almaları, ortak tanıdıkları, öncesinde olduğu gibi Buhurizâde Itrî’ye, saraya girdikten sonra da ona müzik alanında yol arkadaşlığı ve hocalık yapmış olduğunu göstermektedir. Buhurizâde Itrî ile yakın arkadaşlığı ölünceye kadar devam etmiştir. Mecmûa-i Güfte’yi yazmağa başladığı zaman “Buhûrîzâde”nin bestelerini de kaydetmeğe başlamış, “Itrî” mahlasını aldıktan sonra da kaydetmeğe devam etmiştir. Şairler ve Itrî gibi müzisyenlerle birlikte Kırım hanı I. Selim Giray’ın İstanbul’daki çiftliğinde sohbet meclislerine katılmış, müzik icrasında bulunmuştur. Hocası Şair Nâilî ile birlikte “halveti” gibi sufi meclislerine gittiği, dini müzik eserleri bestelediği bilinmektedir. Bazı kayıtlardan hacca gittiği (Öztuna 2006: 323; Özcan 1997: 100) belirtilir.

IV. Mehmed’in 1675’te yapılan Edirne şenliğine katıldı.Safâyî’nin ifadesiyle “ahir-kârı ömründe” (Çapan 2005: 156) yani hayatının sonlarında, “Divân-ı Humayun hacegânı” (Çapan 2005: 156; Ergun 1942: I, 45) olarak sarayın sohbet meclislerine davet edildi, daha sonra “kağıt emini” (emanet-i kağıd-ı bîrûn) görevi verildi. 1097/1685’te “Sarı” lakablı Bosnalı Süleyman Paşa’yı, göreve getirildiği vezirliğinden dolayı tarih düşürerek (Çapan 2005: 156), tebrik etti ise de, vezirlikte başarılarına rağmen Süleyman Paşa’nın 1687’de asiler tarafından öldürüldüğünü gördü. Hâfız Post’un sarayın kağıt emini olmasında Süleyman Paşa’nın rolü olmalıdır. 1691 yılında yazılan Kantemiroğlu’nun Türk müziği nazariyatı kitabında görüşlerine yer verilen Hafız Post, “Tamburî Mehmet Çelebi” olarak anılır (Kantemiroğlu’ndan akt. Öztuna 2006 : 323). Hafız Post, 1105/1694’te ölür.

Hafız Post'un bilinen Mecmûa-yı Güfte adlı iki eseri vardır. İlki, 1070/1660 yıllarında yazmağa başladığı mecmua olup daha sonra Itri’ye hediye etmiş, devamını 1085/1675’lere kadar Itrî yazmıştır. Hafız Post, ikinci bir Mecmûa-yı Güfte daha yazmağa başlamış ve bu da ölümünden sonra Itrî’ye verilmiş, Itrî ilavelerde bulunmuştur (Ergun 1942: 50). İkinci Mecmûa-yı Güfte, Murat Bardakçı koleksiyonundadır.

Esad Efendi ve Sadeddin Nüzhet Ergun tarafından “XVII. Yüzyılın en büyük müzisyeni” (Ergun 1942: 25; Uslu 2009: 203, 204, 213) olarak anılan Hafız Post, şiirlerini “Hâfız” mahlasıyla yazmıştır (Çapan 2005: 156). “Hâfız” hem Kur’an ezberlediği için kullandığı lakab, hem de şiirlerinde kullandığı mahlastır. IV. Murad’ın sarayında asi Yeniçeriler tarafından 1632’de öldürülen “Hâfız” lakablı “hânende” ve şairliğiyle de ünlü, Divan sahibi Sadrazam Ahmet Paşa’nın şiirleri ve besteleri ile karıştırılmamalıdır. Divanı olmayıp şiirleri tezkirelerde nakledilenlerden ibarettir. Kendi güfte mecmuasında bestelediği her hangi bir şiirine rastlanmamıştır.

Kaynakça

Abdulkadiroğlu, Abdulkerim (hzl.) (1999). İsmail Belîğ Nuhbetü’l-Asâr Li Zeyli Zübdeti’l-Eş’âr. Ankara: Gazi Üniversitesi Yay.

Bardakçı, Murat (2011). “Hafız Post’un Kayıp Bilinen Elyazması Güfte Mecmûası”. Atlas (Ocak): 90-92

Çapan, Pervin (hzl.) (2005). Mustafa Safâyî Efendi Tezkire-i Safâyî: Nuhbetü’l-Âsâr Min Fevâ’idi’l-Eş’âr İnceleme-Metin-İndeks. Ankara: AKM Yay.

Doğrusöz, Nilgün (1993). Hafız Post Mecmûasında Türkçe Güfteler. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: İstanbul Teknik Üniversitesi.

Ergun, Sadeddin Nüzhet (1942). Türk Mûsikisi Antolojisi. C.1. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yay.

Esad Efendi (1729). Atrabu’l-Âsâr fî Tezkireti Urefâi’l-Edvâr. İstanbul Üniversitesi Ktp. TY. Nu.: 6193

Gökyay, Orhan Şaik (hzl.) (1999) Evliya Çelebi Seyahatname, İstanbul: YKY yay.

Hafız Post. Mecmûa-i Güfte. Topkapı Sarayı Müzesi Ktp. Revan Ktp. Nu.: 1724

İnce, Adnan (hzl.) (2005). Tezkiretü’ş-Şu‘arâ Sâlim Efendi. Ankara: AKM Yay.

İpekten, Halûk, M. İsen, R.Toparlı, N. Okçu ve T. Karabey (1998). Tezkirelere Göre Divan Edebiyatı İsimler Sözlüğü. Ankara: KTB Yay.

Müstakimzâde Süleyman Saadeddin Efendi (1928). Tuhfe-i Hattatîn. İstanbul: Devlet Matbaası.

Özcan, Nuri (1997). “Hafız Post”. İslâm Ansiklopedisi. C. 15. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yay. 99-100

Öztuna, Yılmaz (2006). Türk Musikisi Ansiklopedisi. İstanbul: Orient yay.

Uslu, Recep (2009). “Müzik Tarihi Açısından Esad Efendi’nin Atrabu’l-Âsâr’ı”. Musikişinas. (10):192-232

YRD. DOÇ. DR. RECEP USLU
Madde Yazım Tarihi: 06.01.2015
Güncelleme Tarihi:

Eserlerinden Örnekler


Firâkunla günüm şeb gice kârum cümle âh oldı

Yetiş gel ey tabîb-i cân u dil hâlüm tebâh oldı

(Abdulkadiroğlu, Abdulkerim (hzl.) (1999). İsmail Belîğ Nuhbetü’l-Asâr Li Zeyli Zübdeti’l-Eş’âr. Ankara: Gazi Üniversitesi Yay. 66)

 

Mihnet-i ârızadır gerçi sadâ

Bâr olur âdeme bîyhûde serâ

 

Sâmi'â zevkî de inkâr olmaz

Gûşda böyle 'araz bâr olmaz

 

Bâ-husûs eyleye bir savt-ı hasen

Gûşı leb-rîz-i safâ her sûdan

 

Ede ol nağme-i san’at-bârîk

Bâğda bâd-ı sabâ-yı tahrîk

 

Geh hüseynîde karar eyleye gâh

Bûselikden lebi ola agâh

 

Geh aşîrân ide gâhi kürdîler

Ateş efşân ola her nağme-i ter

(İnce, Adnan (hzl.) (2005). Tezkiretü’ş-Şu‘arâ Sâlim Efendi. Ankara: AKM Yay. 281)

 

Leblerün yâdına dil âlemde rüsvâdur gider

Kâkülün fikri kara başumda sevdâdur gider

 

Gül yüzün şevkiyle ey gonce-dehânum her seher

Hâfız-ı şûrîde bülbül gibi şeydâdur gider

(Abdulkadiroğlu, Abdulkerim (hzl.) (1999). İsmail Belîğ Nuhbetü’l-Asâr Li Zeyli Zübdeti’l-Eş’âr. Ankara: Gazi Üniversitesi Yay. 66)

 

Resim ve Minyatür Bulunmamaktadır.

Bestelenmiş Eser Bulunmamaktadır.

Seslendirilmiş Eser Bulunmamaktadır.