NAKİYYE, Hadîce Nakiyye Hanım, Nakiyye Hanım

(d.1262/1845-46-ö.1316 /1899)

divan şairi

 

1262/1845-46 yılında İstanbul’da doğmuştur. İkiz erkek kardeşi Abdurrahîm Besîm’dir. Teyzesi şair Şeref Hanım ikiz yeğenlerinin doğumuna şu tarihi düşmüştür: "Vâlideyni okusun târîh-i tâmım subh ü şâm/Dogdılar çün mihr ü meh ikiz Nakiyye’yle Besîm" (Arslan 2011: 20, 166). Tıp ve coğrafya konulu eserler yazan âlimlerden Müneccimbaşı Osmân Sâ’ib Efendi’nin kızıdır. Bursalı Mehmed Tâhir’in (1333: 470), ondan “Nakiyye Şerîfe” diye söz etmesi yanlıştır. “Nakiyye”yi mahlas olarak da kullanması kaynakların büyük kısmında kendisinden sadece “Nakiyye Hanım” şeklinde söz edilmesine yol açmıştır. Şairin diğer adının “Hadîce” olduğu, Şeref Hanım’ın yukarıdaki beytin yer aldığı “Târîh-i Vilâdet” başlıklı kıt’a-i kebîresinde geçen “Koydılar ismin Hadîce duhter-i sa’d-ahterin” (Arslan 2011: 166) mısrası ile şiirlerinin yer aldığı mecmuanın başına düşülen nottan (Şentürk 2010: 142) anlaşılmaktadır. Nakiyye Hanım’ın ikizinden başka Hasîbe (d. 1254/1838) ve Mehmed Nebîl (d. 1258/1842) adlı iki kardeşinin mevcudiyeti de Şeref Hanım’ın bunların viladetine yazdığı tarih manzumelerinden anlaşılmaktadır (Arslan 2011: 17-18, 165). Kardeşlerinden Mehmed Nebîl Bey de şairdir. Teyzesi Şeref Hanım (Arslan 2011: 229-230, 19-20, 197), Nakiyye Hanım için de bir murabba ninni yazmış ve onun 1266/1849-50’da Kur’ân okumaya başlamasına tarih düşmüştür. Nakiyye Hanım, Sıbyan mektebinde okurken annesi Şerîfe Sâmiye Hanım 1273/1857 yılında vefat edince teyzesinin terbiyesi altında yetişti. 1277/1861’de teyzesini, 1280/1863-64’de babasını kaybedince yalnız kaldı. Daha sonra Darü’l-Mu’allimât’a devam ederek şehadetname aldı. Tecerrüt âlemini seçen Nakiyye Hanım, Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Osmân Selâhaddîn Dede’ye (öl. 1304/1886) intisap etti. Dede’den Mesnevî-i Şerîf okuyarak tedrise mezun oldu. Dönemin en değerli hocalarından Mecîd Efendi’den Farsça dersleri aldı. 1297 Muharrem’inde/Aralık 1879 - Ocak 1880'de Alî Fu’âd Bey’in maarif nazırlığı sırasında maarif emriyle Dârü’l-Mu’allimât’a öğretmen olarak atandı. Bursalı Mehmed Tâhir’e (1333: 470) göre burada 18 sene tarih ve Farsça dersleri verdi. Yayımladığı Farsça lugat dolayısıyla 1300/1883 yılında II. Abdülhamîd kendisini gümüş iftihar madalyası ile, muallimlik görevini başarıyla yerine getirdiği için de 1314/1896-97’te üçüncü rütbe “Şefekat Nişanı” ile taltif etti. Zariflerden ve güzel söz söyleyenlerden olduğu için döneminin ricali ve ileri gelen kadınlarıyla görüşür, onların iltifatlarına mazhar olurdu. Nitekim Nakiyye Hanım, Sadrazam Yûsuf Kâmil Paşa’nın eşi Prenses Zeyneb Hanım’la Mısır'a gitmiş ve üç ay orada kalmıştır. Farsça dersleri veren Nakiyye Hanım’ın öğrencileri arasında Alî Paşa'nın kızı Selmâ Hanım ve Müşîr Abdülhalîm Paşa’nın kızları Atiye ve Servet Hanımlarla kimi şehzade ve sultanlar bulunmaktadır. Tahta çıkmasından çok evvel Sultân Mehmed Reşâd’la birçok kez görüşmüştür. 1297/1879-80 yılına kadar Hırka-i Şerif semtinde Sultân Abdülmecîd tarafından babasına verilen taş konağın kendi hissesine düşen selamlığında oturmuş, kardeşi Mehmed Nebîl Bey niyâbetle taşrada bulunduğu sırada selamlığın enkazını satıp Hekimoğlu Ali Paşa semtinde bir ev almış, ancak üç yıl sonra bu evi de satmıştır. Davut Paşa’da vakıftan ihsan edilen harap evi tamir ettirerek vefatına kadar burada oturmuştur. Bir hafta devam eden “iltihâb-i sehâyâ-yı şevkî” rahatsızlığı sebebiyle derin bir uykuya dalan Nakiyye Hanım, 1316 Şevvâl’inde/Şubat-Mart 1899'da vefat etmiş ve Yenikapı Mevlevîhânesi’nde Çınaraltı Kabristanı’nında teyzesi Şeref Hanım’ın kabrinin üzerine defnolunmuştur. Hadîce Nakiyye Hanım’ın Mecmû’a-i Eş’âr’ının başına düşülen notta “şimdi kabrinden eser yokdur” (Şentürk 2010: 142) denmiştir. Nakiyye Hanım’ın vefatına “Cennet olsun câ Nakiyye Hanım’a” mısrasının noktalı harfleri tarihtir (Arslan 2011: 16).

İbnü’l-Emîn’in (Özcan 2000: 1504) belirttiğine göre o, “kısa boylu, büyük başlı” bir hanımdır. Nakiyye Hanım’ın ağabeyi Mehmed Nebîl Bey’in torununun eşi olan Trabzonlu şair Hammâmî-zâde İhsân Bey, onun bir resmi ile hakkındaki bazı malumatı yazıp İbnü’l-Emîn’e vermiştir. Verdiği bilgilere göre Nakiyye Hanım, cömert ve müstagnî tabiatlı biriydi. Eline geçeni muhtaçlara, ona buna ve özellikle çok hürmet ettiği Yenikapı Mevlevi Dergâhı’na vermeseydi epeyce para sahibi olurdu. Ancak bu davranışında hiç evlenmemesinin, yani hakiki mirasçısı olmamasının da etkisi vardı. Kadirşinastı. Nitekim teyzesi Şeref Hanım’ın Dîvân’ının ikinci kez basılmasına vesile olmuştu.

Nakiyye Hanım zaman zaman Türkçe ve Farsça şiir söylemekle birlikte, bunların ancak bir kısmını münasebet sevkiyle kaydedip saklardı. Belli başlı bir mecmua tutmamıştı. Onun kimi şiirleri bir iki mecmuada, biraderinin Dîvân’ının sonunda, Ma’lûmât Gazetesi’nde ve Şair Hanımlarımız isimli kitapta yer almaktaydı (Özcan 2000: 1504). Ancak Hammâmî-zâde İhsân Bey’in, Nakiyye Hanım’ın şiirlerin yer aldığını bildirdiği Nebîl Bey Dîvân’ının nüshası günümüze ulaşmamıştır (Şentürk 2010: 7). Bursalı Mehmed Tâhir’in (1333: 470), “matbu eserlerinin başlıcası Lugat-ı Fârsî ismindeki kitapla ekserisi ahlakla ilgili ‘makâlât-ı nâfi’a’sından ibarettir” dediği Nakiyye Hanım’ın eserleri şunlardır: 
1. Lugât-i Fârisiyye: Farklı konulara ait kelimelerin gruplandırılıp Farsçalarının verilmesi yoluyla hazırlanan sözlük 2278 kelime içermektedir. Kitabın başında Nakiyye Hanım’ın yazdığı “Mukaddime” vardır (Şentürk 2010: 16). 67 sayfalık eser yayımlanmıştır (Nakiyye 1310).
2. Dîvân: İbnü’l-Emîn, kendi kütüphanesinde şairin hattıyla 40 gazel ve medhiye, kudumiyye, şarkı, müstezad, tahmis, terciibend, kıt’a olmak üzere toplam 49 parça manzumesinin yer aldığı bir mecmuasının bulunduğuna değinmiştir (Özcan 2000: 1504). Nakiyye Hanım’ın bir Dîvân ya da Dîvânçe düzenlemediğine işaret eden Şentürk (2010: 16), İbnü’l-Emîn’in sözünü ettiği metnin “İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi no.T10156, vr. 1b-42a”da kayıtlı olduğunu, nüshanın rika ile yazılı 30 varaktan oluştuğunu, adı geçen kütüphaneye de İbnü’l-Emîn tarafından bağışlandığını belirtmiştir. İçinde 2 kasîde, 4 kıt’a, 45 gazel, 1 müstezad, 2 mesnevi, 2 murabba, 2 muhammes, 3 müseddes, 6 tahmis, 29 şarkı, 15 beyit bulunmaktadır. Şentürk (2010: 16, 208-211), şairin Ma’lûmât Gazetesi’nin (no.13, 1311, “Hanımlara Mahsus” özel sayı) 24. sayfasında yer alan “Manzûme” başlıklı II. Abdülhamîd için yazdığı mesnevisini de ekleyerek bir yüksek lisans tezi yapmıştır (2010).

İbnü’l-Emîn (Özcan 2000: 1503), Nakiyye Hanım’ın Nâmık Kemâl’in Zavallı Çocuk adlı tiyatro eserini Farsçaya tercüme etmek için çalışmalar yaptığına değinmişse de böyle bir eserin günümüze ulaşmadığı belirlenmiştir (Şentürk 2010: 16).

Hammâmî-zâde İhsân Bey’e göre ilmî ve edebî meziyetleri kendisinde toplayan Nakiyye Hanım’ın bir gazelinin maktasında “Şeref-veş bir suhan-gûya senin haddin mi pey-revlik” demesine istinaden İbnü’l-Emîn; “Şeref Hanım, pek o kadar değerli şairlerden olmadığı hâlde bile aralarında pek çok fark vardır. Bu hakikati kabul etmekle beraber Nakiyye’nin -merdi sühen geçinen- nice namerd müteşairden daha düzgün sözler söylediğini de teslim etmek de mukteza-yı insafdır” değerlendirmesini yapmıştır (Özcan 2000: 1504). Dîvân’daki şiirleri inceleyen Şentürk’e göreyse Nakiyye Hanım, Batılı şiir anlayışının hâkim olduğu bir dönemde divan edebiyatı geleneğine uyarak Türkçe ve Farsça şiirler yazan, hem aruzu hem de heceyi kullanan, şiirlerinde aşk, din-tasavvuf ve özellikle Mevlevîlikle ilgili kavramlara yer vererek gelenekçi bir tutum sergileyen, didaktik değil lirik bir şairdir. Onun, teyzesi Şeref Hanım’dan çok etkilendiği açıktır. Şiirlerini kaleme alırken fazla özen göstermediği yaptığı imla hataları ve tekrarlardan anlaşılmaktadır. Dil ve anlatım özellikleri bakımından eskiye bağlı olan şairin şiirleri sade, anlaşılır ve açık bir anlatıma sahiptir (Şentürk 2010: 10-15).

Kaynakça

Arslan, Mehmet (hzl.) (2011). Şeref Hanım Dîvânı. İstanbul: Kitabevi Yay.

Aydın, Mehmet (2001). Edebiyatımızda Kadın Şair ve Yazarlar Sözlüğü. İstanbul: Alesta Yay.

Bursalı Mehmed Tâhir (1333). Osmânlı Müellifleri. C. II. İstanbul.

Ceyhan, Âdem (2000). “Ahmet Muhtar Bey’in ‘Şâir Hanımlarımız’ İsimli Eseri”. Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi (8): 299-350. http://www.turkiyat.selcuk.edu.tr/pdfdergi/s8/11.pdf [erişim tarihi: 07.12.2014].

Hâcıbey-zâde Ahmed Muhtâr (1311). Şâ’ir Hanımlarımız. İstanbul.

Hadîce Nakiyye Hanım. Mecmû’a-i Eş’âr. İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi no. T10156. vr. 1b-42a.

Kurnaz, Cemal, M. Tatcı (hzl.) (2001). Mehmet Nâil Tuman, Tuhfe-i Nâilî - Divân Şâirlerinin Muhtasar Biyografileri. C. II. Ankara: Bizim Büro Yay.

Mehmed Süreyyâ (1311). Sicill-i Osmânî. C. IV. İstanbul.

Nakiyye (1310). Lugât-i Fârisiyye. İstanbul: Mekteb-i Sanâyi’ Matba’ası.

Özcan, Hidayet (hzl.) (2000). İbnü'l-Emin Mahmud Kemal İnal, Son Asır Türk Şairleri. C. III. Ankara: AKM Yay.

Parlatır, İsmail (1977). “Nakiye Hanım, Hatîce”. Türk Ansiklopedisi. C. XXV. Ankara: MEB Yay. 87.

Şentürk, Didem (2010). 19. Yüzyıl Şairlerinden Hatice Nakiyye Hanım’ın Divanı’nın Transkripsiyonlu Metni ve İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi.

Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi (1986). “Nakiye Hadice Hanım”. C. VI. İstanbul: Dergâh Yay. 504-505.

Uraz, Murat (1941). Resimli Kadın Şair ve Muharrirlerimiz. C. I. İstanbul: Tefeyyüz Kitabevi.

PROF. DR. FATMA SABİHA KUTLAR OĞUZ
Madde Yazım Tarihi: 26.12.2014
Güncelleme Tarihi:

Eserlerinden Örnekler


Gazel
Bir gamze-i hûn-rîze şikâr oldı bu gönlüm

Şeb-tâ-seher âşüfte vü zâr oldı bu gönlüm

 

Bir çâresi yok derde giriftâr olup eyvâh

Bir gonce içün âleme hâr oldı bu gönlüm

 

Gül-çîn-i visâl olmak içün bâg-ı tarabda

Bir bülbül-i şûrîdeye yâr oldı bu gönlüm

 

Gülşende edip nagme-i bülbül ana te’sîr

Feryâd ile mânend-i hezâr oldı bu gönlüm

 

Geçdi ney ü meyden işidip savt-ı hezârı

Medhûş olarak mâ’il-i zâr oldı bu gönlüm

 

Rü’yet hevesiyle Nakiye bir kez o şûhu

Akdâm-ı rakîbâna gubâr oldı bu gönlüm

Özcan, Hidayet (hzl.) (2000). İbnü'l-Emin Mahmud Kemal İnal, Son Asır Türk Şairleri. C. III. Ankara: AKM Yay. 1505.

 

Ninni

I

Ey güher-i tâc-dâr

V’ey der-i âlî-nizâr

Zâtını Rabbü’l-ibâd

Dâ’im ede ber-murâd

II

Ol mül-i câm-ı emân

Midhata şâyân hemân

Der gören ehl-i dilân

Mısra’-ı ber-ceste-zâd

III 

Sana kerîmem kerem

Dâye-i izz ü ni’am

Senden ümîdim bu dem

Olmayasın bed-nihâd

IV

Şi’r ile ey dil-fezâ

Râgıb’a ol reh-nümâ

Fıtnat ü Leylâ’yı tâ

Etmeye hiç kimse yâd

V

Hem edüben sû-be-sû

İlm ü hüner cüst-cû

Gûşiş ile yaz oku

Ol dur[ur] irfân-güşâd

VI

Mihr-i safâda bu şâm

Yat uyu ey bedr-i tâm

Şîr ü şekerden müdâm

Kesb ede gör zevk-i şâd

VII

Kıl Nakiye bî-karâr

Bendeligin âşikâr

Ol mehin emr-i zikâr

Eyleye ömrün ziyâd

Şentürk, Didem (2010). 19. Yüzyıl Şairlerinden Hatice Nakiyye Hanım’ın Divanı’nın Transkripsiyonlu Metni ve İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi. 216-217.

 

Resim ve Minyatür Bulunmamaktadır.

Bestelenmiş Eser Bulunmamaktadır.

Seslendirilmiş Eser Bulunmamaktadır.