SALÂHÎ, Abdullah Salâhaddîn

(d.1117/1705-ö.1197/1782)

tekke şairi

 

Asıl adı Abdullah, lakabı ise Salâhaddîn olan bu zât 1117 / 1705 yılında Manastır vilayetine bağlı Kesriye (Gölükesr) kasabasında doğmuştur. Bazı kaynaklarda Balıkesirli olarak kaydedilmesi hatalıdır (Akkuş 1998: 11-15). Sağlam bir medrese tahsili gören şair, aynı zamanda mürşidi olan Cemaleddîn Uşşâkî’nin kızıyla evlenmiş ve bu evlilikten iki oğlu olmuştur. Esasen Uşşâkî olan şair, ayrıca Celveti, Bektaşi, Bayrami, Sadi, Kadiri, Nakşıbendi, Mevlevi ve Gülşeni tarikatlarından da icazet almıştır. Şeyhinin vefatından sonra önce onun Eğri Kapı’daki tekkesinde, ardından da Fatih’te bulunan Tahir Ağa tekkesinde vefatına kadar şeyhlik yapmıştır. 29 Muharrem 1197 / 27 Aralık 1782 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir.

Dört halifesi olan Salâhî, daha çok eser telifiyle meşgul olmuştur. Çok sayıda eseri mevcuttur:

1. Gül-i Sad-Berg-i Evrâd Berâ-yı Tuhfe-i ‘Ubbâd: Esma-i Hüsna ve Esma-i Nebi konulu eser, Türkçe-Arapça, manzum-mensurdur.

2. Mir‘âtü’l-A’lâm ve Mişkâtü’l-Ahlâm (Fütûh-ı Salâhî): Tasavvufi bazı terimler hakkındadır. Türkçe, mensurdur.

3. Mir’ât-ı Esmâ: Zikir ve nefsin mrtebeleri hakkında olup Türkçedir.

4. Cevâhir-i Tâc-ı Hilâfet: Tasavvufi edep hakkında olup Türkçedir.

5. Usûl-i Evrâd-ı Uşşâkiye: Uşşaki tarikatının usulü hakkında olup Türkçedir.

6. Medâr-ı Mebde ve Me‘âd: Cemaleddin Uşşakî’nin sırlı bazı sözlerinin şerhi olap Türkçedir.

7. Mecmuâ-ı Fenn-i Zerâfet: Farsça gramer kuralları hakkındadır ve Türkçedir.

8. Izhâr-ı Esrâr-ı Nihân Ez Envâr-ı Hatm-i Hâcegân: Nakşibendi hatmesi hakkındadır. Türkçedir.

9. Tuhfetü’l-Uşşâkiye: Uşşâkî tarikatının usulleri hakknda yazılmış, Arapça bir eserdir.

10. Bazı Âyetlerin Tefsiri: Ahzab 72.; Rum 1-5.; Kamer 1,2, 8, 45. ayetlerin tefsiridirler.

11. Mektupları: İki mektubu vardır.

12. Risâle-i Regâibiyye: Türkçe, Arapça ve Farsça yazdığı bu eser, Salâhî’nin Türk edebiyatına kazandırdığı bir türdür. Türkçe olan 213, Arapça olan 195, Farsça olan ise 197 beyittir.

13. Hılye-i Haseneyni’l-Ahseneyn: Hz. Hasan ve Hüseyin’in özellikleri konu edinilmektedir. Türkçe olup 415 beyittir.

14. Atvâr-ı Seb‘a: Manzum ve Türkçe olup nefsin mertebeleri 63 beyitte anlatılmıştır.

15. Divân-ı Nuût-ı Salâhî: Salâhî’nin Hz. Muhammed (sav) için Türkçe, Arapça, Farsça 207 naatını içermaktedir. Eser, Mehmet Akkuş tarafından neşredilmiştir (2002).

16. Divân: 142 gazel, 5 tarih, 25 kıt’a, 6 müfred, 3 müstezad, 2 mesnevî, 4 muamma içerir. Türkçedir.

17. Esâmi-i Hulefâ: Hz. Muhammed (sav)’den itibaren kendi zamanına kadar geçen halifeleri manzum ve Türkçe olarak anlattığı 116 beyitlik bir eserdir.

18. Mevlid: Sadece veladet ve mirac bölümleri mevcuttur. Türkçedir.

19. Rıyâzu’l-Kavâid Hıyâzu’l-Fevâid (Makâmât-ı Hamîdiye Şerhi): İran ediplerinden Hamidüddîn Ebû Bekr b. Ömer b. Mahmud el-Belhî’nin edebiyata dair Makâmât-ı Hamîdiye isimli Farsça eserinin Türkçe şerhidir.

20. Tavâli‘u Menâfiu’l-‘Ulûm Min Matâli‘ı Mevâkı‘ı‘n-Nücûm (Mevâkı‘ı‘n-Nücûm Şerhi): Mevâkı‘ı‘n-Nücûm, İbn Arabî’nin eseridir. Salâhî, eseri Arapça olarak şerh etmiştir.

21. Miftâhu’l-Vücûdi’l-Eşher Fî Tevcihi’l-Kelâmi’ş-Şeyhi’l-Ekber: İbn Arabî’nin sözlerinden birinin Arapça şerhidir.

22. Zeylü’l-Kitâb Bi-Ahseni’l-Hıtâb: Bu eser, yukarıda hakkında bilgi verilen Miftâhu’l-Vücûdi’l-Eşher Fî Tevcihi’l-Kelâmi’ş-Şeyhi’l-Ekber risâlesinin zeylidir.

23. Risâle-i Kudsiye Tercüme ve Şerhi: Muhammed Parsa’nın Farsça eserinin tercüme ve şerhidir.

24. Muhtasaru’l-Menâr Şerhi: Nesefî’nin fıkıh usulüne dair yazdığı Menâru’l-Envâr isimli eserinin muhtasarının Türkçe tercüme ve şerhidir.

25. Elli Dört Farz Şerhi: Hasan Basrî’ye izafe edilen eserin şerhidir.

26. Şâfiye Şerhi: İbn Hâcib’in eş-Şâfiye isimli Arap diliyle ilgili gramer kitabının şerhidir.

27. Risâle-i Mes’ele-i ‘Acz fi-Ma‘rifeti’l-llâh Şerhi: Gazalî’nin eserlerinden birinin bir bölümünün şerhidir.

28. Muzhır-ı Kavâid-i Râb: İbn Hişâm’ın nahiv ilmine dair el-İ‘râb‘an adlı eserinin şerhidir.

29. Tercümetü’l-Aşk: İbni’l-Fârız’ın Kaside-i Hamriye adlı gazelinin şerhidir.

30. Şerh-i Rubâiyye-i Ebû Saîd: Ebû Saîd Fazlullah b. Ebi’l-Hayr’ın rubaisinin şerhidir.

31. Bazı Gazel ve Beyit Şerhleri: Âşık Ömer, Niyazî-i Mısrî, Mevlânâ, Eşreoğlu Rûmî, Nasûhî, İsmail Hakkı Bursevî, Hz. Ali, Nasreddin Hoca gibi zatlara ait şiirlerin şerhleri muhtelif mecmualarda kayıtlıdır. Bu şerhler üzerinde çeşitli araştırmalar yapılmıştır (Tatçı 1997; Arıcı 2006; Paksoy 2007; Keleş 2008; Pehlivan 2011).

32. Havzu’l-Hayât Tercümesi: İbn Arabî’nin Arapçaya tercüme ettiği bu eseri; Salâhî, Türkçeye çevirmiştir.

33. Usûl-i Hadîs Şerhi Tercümesi: Süyutî’nin en-Nikâye adlı eserinin Usûl-i Hadis kısmının tercümesidir.

34. Risâle-i Gavsiye Tercümesi: İbn Arabî’ye izafe edilen bir risâlenin tercümesidir.

35. Risâle-i Vücûd Tercümesi: Muhammed Zâhid Parsa’nın eserinin tercümesidir.

36. Tercüme-i Arûz-ı Tebrizî Tercümesi: Vahid-i Tebrizî’nin İlm-i Aruz ve Kâfiye adlı risâlesinin tercümesidir.

37. Hz. Ali Divânı Tercümesi: Manzum tercümedir. Şerh olduğu bilgisi yanlıştır.

38. Edebî Bilgilere Dair Bir Tercüme: Edebî sanatlarla ilgilidir.

39. Risâle-i Ahadiye Tercümesi: İbn Arabî’nin risâlesinin çevirisidir.

40. Bazı Arapça Gazellerin Tahmis ve Tercümeleri: Kaside-i Bürde, Hassan b. Sâbit kasidesi, Kaside-i Münferice tercümeleri çeşitli mecmualarda kayıtlıdır (Akkuş 1998: 98-188).

Salâhî’nin şiirleri, Arapça ve Farsça kelimelerle dolu ve zicirleme isim tamlamalarıyla süslüdür. Aruzun hemen her kalıbını kullanan şairin şiirlerinde bolca imale ve zihafa rastlanır. Salâhî’yi 18. asır şairleri arasında farklı kılan pek çok naat yazmasıdır. Eserleri kısmında bahsedildiği gibi, sadece naatlardan oluşturduğu bir Divân’a da sahiptir. Ayrıca kaside ve tahmis bakımından da zengindir. Şiirlerinde daha çok dinî-tasavvufi konular hâkim olup tabiat, aşk, şarap gibi konulara pek yer verilmemiştir. Şarap ve meyhaneyi mecaz olarak bile nadiren kullanmıştır. Şeyh olması dolayısıyla nasihat şiirlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Muvaşşah (akrostiş) türünde manzumeler de yazan şairin şiirlerinde sıkça ayet ve hadislerden iktibaslara rastlanır. Salâhî, nesir sahasında özellikle yaptığı şerhlerle anılmaktadır. Şerhlerinin dili zamanına göre orta ağırlıktadır. Eserlerin şerhinde öncelikle şerh ettiği eserin müellifinin, varsa diğer eserlerine müracaat etmekte; eser hakkında kendinden önce yapılan şerhlerden iktibaslar yapmaktadır. Genel olarak vahdet-i vücûd anlayışını savunan Salâhî’nin şerhlerinde de bu anlayışın önemli etkisi mevcuttur. Şerh ettiği bir eserin önce tek tek kelimelerinin anlamlarını veren şair, akabinde tasavvufi bakımdan manasını verir. Bazı durumlarda eserin müellifinin ruhaniyetinden de istifade ettiği, bu durumu şerhe yansıttığı görülmektedir.

Kaynakça

Akkuş, Mehmet (1998). Abdullah Salâhaddîn-i Uşşâkî (Salâhî)’nin Hayatı ve Eserleri. Ankara: MEB Yay.

Akkuş, Mehmet (2002). Abdullah Selâhaddîn-i Uşşâkî Hz. Peygamber’e Na’tlar Dîvân-ı Nu’ût-ı Salâhî. İstanbul: Şelale Yay.

Arıcı, Resul (2006). Salâhî’nin Tasavvufî Şiir Şerhleri. İstanbul: Marmara Üniversitesi Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.

Keleş, Hafize (2008). Selahaddin-i Uşşakî ve Türkçe Tasavvufî Şiir Şerhleri. İstanbul: Marmara Üniversitesi Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.

Paksoy, Kezban. “Selahaddin-i Uşşâkî’nin Bir Nutuk Şerhi”, Turkish Studies. Tunca Kortantamer Özel Sayısı II 2/4 (2007).

Pehlivan, Gürol (2011). “Mizaha Vahdet-i Vücûd Penceresinden Bakmak: Salâhî’nin Şerh-i Nutk-ı Nasreddin Efendi Adlı Risalesi”, Millî Folklor Dergisi 92 (Güz 2011): 117-130.

Tatcı, Mustafa (1997). Edebiyatta İçeri -Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı Üzerine Yazılar-. Ankara: Akçağ Yay.

Türer, Osman, Cengiz Gündoğdu. “Salâhaddîn-i Uşşâkî’nin Vahdet-i Vücûd’la Alâkalı İki Risâlesinin Arapkirli Hazmî Tarafından Yapılar Tercümesi”, Tasavvuf 23 (2009).

DR. GÜROL PEHLİVAN
Madde Yazım Tarihi: 06.11.2014
Güncelleme Tarihi:

Eserlerinden Örnekler


Mevlid

Ol Rebi‘u’l-evvelin on ikisi

Şehr-i mevlûdin dü-şenbe gicesi

 

Arkamı messeyledi bir murg-i nûr

Pertevinden kalbime dogdı sürûr

 

Eyledi ol dem tulu‘ ol nûr-ı dîn

Gark-ı nûr oldı felekhâ vü zemîn

 

Çün nazar kıldum o rû-yı mâha ben

Leblerin tahrîk ider ol nûr-ten

 

Hakka tevhîd iderek dir: “Ümmetî”

“Çekmesün ümmetlerüm” dir minneti

 

Olmak istersen hemîşe ‘ıtr-fem

Es-salâtın vird idin her ân u dem

Akkuş, Mehmet (1998). Abdullah Salâhaddîn-i Uşşâkî (Salâhî)’nin Hayatı ve Eserleri. Ankara: MEB Yay., s. 196.

 

Gül-i Sad-Berg-i Evrâd Berâ-yı Tuhfe-i ‘Ubbâd

Hâtır-ı fâtire bir hâtıra hutûr itdi ki, kâşki bir beyit olsa ki kavâid-i muammâiyeler üzre esmâ-i şerîfeden birkaç ism-i şerîf istihrâcı mümkün ola. Ol hâlde zîrde mestûr olan beyt-i dil-ârâ, mir’ât-ı hâtıra rû-nümâ olmagın im’ânı-ı nazar-ı tahkîk ile idâre-i fikr-i dakîk olundukda gördüm ki ne beyt-i mu‘ammâ, belki her zâviyesinde bir şehr-i mu‘allâ ve şehrde bir kasr-ı dil-ârâ ki envâ-ı metâ-ı ma‘ni ile zînet-fezâ, yâhud sehâb-ı nev-âferide-i nâdîde vü nâ-şenîde ki her katre bârânı bir deryâ ve asnâf u eklâf-ı nihâni ile behcet-efzâdır.

Akkuş, Mehmet (1998). Abdullah Salâhaddîn-i Uşşâkî (Salâhî)’nin Hayatı ve Eserleri. Ankara: MEB Yay., s. 149-150.

 

Na‘t

İşim gaflet ile cürm ü hatâdır yâ Rasûllah

Hatâdır dir isem zıdd-ı ‘atâdır yâ Rasûllah

 

‘Atâdır şânına lâyık olan elbet dü-âlemde

Dü ‘âlemde senin lutfın recâdır yâ Rasûllah

 

Recâdır mücrimin kârı bilir râh-ı şefâatda

Şefâatda inâyatın revâdır yâ Rasûllah

 

Revâdır cevher-i na‘tın nisâr olsa zebânımdan

Zebânımdan gelen ol pür-safâdır yâ Rasûllah

 

Safâdır kalbe ruh-efzâ olur feyzın letâfetde

Letâfetde bu dil na‘ta sezâdır yâ Rasûllah

 

Sezâdır sarf-ı himmet eylesem na‘ta hayâtımda

Hayâtımda dimem andan cüdâdır yâ Rasûllah

 

Cüdâdır zevk-ı dünyâdan Salâhî çün hayâlinle

Hayâlinle kalur bir bî-nevâdır yâ Rasûllah

Akkuş, Mehmet (1998). Abdullah Salâhaddîn-i Uşşâkî (Salâhî)’nin Hayatı ve Eserleri. Ankara: MEB Yay., s. 75.

 

Resim ve Minyatür Bulunmamaktadır.

Bestelenmiş Eser Bulunmamaktadır.

Seslendirilmiş Eser Bulunmamaktadır.