ŞÎRÎ, Hersek-zâde

(d.?/?-ö.? 16. yy./?)

divan şairi

 

Asıl adı Ali’dir. İstanbul’da doğdu. Beyazid ve Yavuz devri sadrazamlarından Hersekoğlu Ahmed Paşa’nın oğludur. Hz. Ali soyundan geldiği söylenmektedir. Latîfî, adı Ali olduğu için “Şîrî” mahlasını aldığını söyler. Âşık Çelebi’nin bildirdiğine göre Yavuz Selîm, istikbal vaat ettiğini düşündüğü Ali Bey’i harîm-i hâsına alarak eğitimiyle bizzat ilgilendi. Yavuz Sultan Selîm’in sancak verdiği gözde yiğitlerinden biriydi. Âşık Çelebi bizzat padişahın himayesinde yetiştirildiğini kaydetmektedir. Yavuz Sultan Selîm devrinde kapıcıbaşılıktan sancakbeyliğine terfi etti. Genç yaşta yakalandığı nikris hastalığı sebebiyle devlet umurundan çekilmek zorunda kaldı. Mısır’da tekaüd sancağı verdiler. Birkaç yıl Mısır’da kaldıktan sonra Kanunî döneminde şaire çok sıkıntı çektiren bu hastalıktan öldü. Âşık Çelebi, şairin, hastalık nedeniyle çok zayıfladığını ifade ettiği “Nahîf cismümi döndürdi âh u zâr neye / Görüñ beni neye dönderdi rûzgâr neye” beytini tezkiresine aktarmıştır. Ölüm tarihi belli değildir. Ancak Sehî Bey’in “Alî Beg aleyhü’r-rahme” diye bahsetmesine nazaran Heşt Bihişt’in yazıldığı 1538 tarihinde hayatta olmadığı anlaşılmaktadır. Târîh-i Feth-i Mısır adlı bir eseri vardır (Nüshası: Topkapı Sarayı Kütüphanesi, EH Nu. 1433/2). Mesnevi tarzında kaleme alınan bu eserde II. Beyazid devri, Yavuz’un cülusu, İran ve Mısır seferleri anlatılmaktadır. Sehî Bey, “ahlâkı güzel ve kendisi bî-bedel” dediği Şîrî’nin mesnevi üzerinde çok çalıştığını bildirmektedir. Tezkireci yazarlarının bir kısmının sanatı hakkındaki değerlendirmeleri hemen tamamen olumlu ve mahlasına uygun kalıplaşmış övgü cümlelerinden ibarettir. Edirneli Nazmî’nin Mecma’u’n-Nezâ’ir’inde ve Pervâne Bey Mecmuası’nda şiirleri yer almaktadır.

Kaynakça

Canım, Rıdvan (hzl.) (2000). Latîfî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzemâ. Ankara: AKM Yay.

Kılıç, Filiz (hzl.) (2010). Âşık Çelebi, Meşâ’irü’ş-Şu’arâ (İnceleme-Metin). İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Yay.

Köksal, M. Fatih (2012). Edirneli Nazmî, Mecma’u’n-Nezâ’ir. http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/dosya/1-292688/h/edirneli-nazmi-mecmaun-nezair.pdf.

Köksal, M. Fatih (2007). “Şîrî”. Türk Dünyası Edebiyatçılar Yazarlar ve Şairler Ansiklopedisi. C. 8. Ankara: AKM Yay. 119.

Kurnaz, Cemal ve Mustafa Tatçı (hzl.) (2001). Nail Tuman, Tuhfe-i Nâ’ilî. Ankara: Bizim Büro Yay.

Kutluk, İbrahim (hzl.) (1978). Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: TTK Yay.

Sehî (1325). Tezkire-i Sehî. Matbaa-i Âmidî. İstanbul. 36.

Sungurhan Eyduran, Aysun (hzl.) (2008). Beyânî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür Bakanlığı e-kitap: http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/belge/1-83502/beyani----tezkiretus-suara.html [erişim tarihi: 20.03.2013]

Şemseddîn Sâmî (1314). Kâmûsu’l-A’lâm. İstanbul: Mihrân Matbaası.

PROF. DR. MEHMET FATİH KÖKSAL
Madde Yazım Tarihi: 07.09.2013
Güncelleme Tarihi:

Eserlerinden Örnekler


 GAZEL 

 Merdüm-i çeşm-i siyeh-pûşuñ bizümle yagıdur

 Hây efendim rahm kılursañ kuluña çagıdur

 

 Kanlu yaşum göz kenârında habâb olmış durur

 Yâ ho sultân-ı hayâlüñüñ kızıl otagıdur

 

 Milket-i cismümde dâg ile elifler sanmañuz

 Leşker-i derd ü belânuñ yaragı yasagıdur

 

 Bu kaşum köprisinüñ altında gözlerden akan

 Biri ciger kanıdur biri belâ ırmagıdur

 

 Şîriyâ didüm ki vasl umam mı ol cânâneden

 İşidüp dil-ber didi kim ol yılan ayagıdur

(Köksal 2012, s.618)

 

Resim ve Minyatür Bulunmamaktadır.

Bestelenmiş Eser Bulunmamaktadır.

Seslendirilmiş Eser Bulunmamaktadır.