NİZÂRÎ, Abdurehim

(d.1183/1770-ö.1266/1850)

divan şairi

 

1770 yılında Kaşgar şehrine bağlı Bulakbaşı Mahallesi’nde dünyaya geldi. İlk olarak Kaşgar’daki dinî okullarda hat dersleri aldı. Daha sonra Kaşgar’da dönemin ünlü medreselerinden Hanlık Medresesinde eğitimine devam etti. Burada devrin ünlü âlimi Muhemmed Sadik Keşkerî’den Arapça ve Farsçayı öğrendi. Küçük yaşlarda Doğu edebiyatına merak salan Nizârî; Firdevsî, Nizâmî, Şeyh Sa'dî, Hâfız Şirâzî, Câmi' ve Bedil gibi şairlerin eserlerini okudu. Ali Şîr Nevâyî’nin eserlerini defalarca incelemiş ve ondan çok etkilenmiştir. Eğitimini tamamladıktan sonra aynı medresede müderrislik yaptı ve “Nevâyî” isimli özel bir sınıfta Ali Şîr Nevâyî’nin eserlerini okuttu. Sonraki dönemde hayatını hattatlık ve kâtiplik yaparak devam ettirdi (Osman 1996: 560). Nizârî, ilmî, edebî ve tarihî birçok eserin çoğaltılması konusunda önemli görevler üstlendi. Sarayda kâtiplik yaptığı dönemde Ğeribî, Ziyaî ve Seburî gibi dönemin ünlü şairlerini, ayrıca tarihçileri, âlimleri, sanatkârları ve hattatları sarayda bir araya getirdi. Bu sanatçılar bir taraftan Arap ve Fars edebiyatının ünlü eserlerini Uygur Türkçesine tercüme ederken diğer taraftan da kendi eserlerini kaleme aldılar (Utuk 2006: 45). Saraydaki hizmeti sırasında bir hastalığa yakalanan Nizârî, saray kâtipliğinden istifa ederek 1843 yılında seyahate çıktı. İlk olarak Tanrı Dağları’nın kuzeyindeki Turfan şehrine gitti. Daha sonra Orta Asya’ya seyahate çıkıp Oş, Kokant, Buhara ve Şemey gibi şehirleri dolaştıktan sonra 1846-1847 yıllarında Kaşgar’a geri döndü. 1266/1850 yılında Kaşgar’ın Opal köyünde vefat etti (Osman 1996: 45).

Eserleri şunlardır:

1. Ferhâd ile Şîrîn: 1085 beyitten oluşan bir mesnevidir. Nizârî, doğu toplumları arasında geleneksel olarak sözlü kültür ortamında yaşamakta olan ve Ali Şîr Nevâyî’den sonra birçok şair tarafından işlenen Ferhâd ile Şîrîn hikâyesini kendi devrine has mazmun, dil ve üslup özellikleriyle yeniden kaleme almıştır. Nevâyî’yi örnek alan şair, bu mesnevisinde tematik olarak da bazı eklemelerde bulunmuştur.

2. Leylâ ile Mecnûn: 898 beyitten oluşan bir mesnevidir. Leylâ ile Mecnûn hikâyesi, Uygur sözlü kültüründe mensur bir şekilde halk hikâyesi ve efsane şeklinde de anlatılmaktadır. Ancak Nizârî, eserinde kendi döneminin dil, mazmun ve üslubunu kullanmıştır. Bu eserde klasik Türk edebiyatının söz sanatlarına ve diğer unsurlara başarılı şekilde yer vermiştir. Şair, eserinde âşık-maşuk ilişkisini ve âşıkların çektiği cefayı işlemiştir.

3. Mehzûn ile Gülnisâ: 796 beyitten oluşan bu mesnevî, halk arasındaki sözlü anlatmaların divan şiiri geleneği içerisinde yeniden tanzim edildiği bir eserdir. Mehzûn, Bağdatlı tüccar Mesûd’un oğlu; Gülnisâ ise Hoca Sa'îd isimli bir başka tüccarın kızıdır. Küçük yaşlarda birbirini sevmeye başlayan bu iki genç ileriki yıllarda birçok engelle karşılaşır; ancak hikâyenin sonunda birbirlerine kavuşurlar. Nizârî, bu eserinde kahramanları halk arasından seçmiştir. Eser tematik olarak rezillik-güzellik, doğruluk-yanlışlık gibi zıtlıklar üzerine kurulmuştur. Akıcı bir üslup ve halkın konuşma diline yakın sade bir dille kaleme alınan eserde, bu dünyanın fani ve vefasız olduğuna dikkat çekilir.

4. Rabie ile Seidin: Bu eser 512 beyitten oluşmaktadır. Diğer eserlerden farkı, tarihte yaşanmış bir olayı (1830’lu yıllarda) konu almasıdır. Bu mesnevide, Uygur Türklerinin muteber ailelerden birinin reisi olan Ya'kûb Bey’in kızı Rabie ile fakir çiftçi bir ailenin reisi İbrâhim Ahun’un oğlu Seidin'in arasındaki aşk anlatılmaktadır.

5. Zadu’n-Necât: Eser 476 beyitten oluşmaktadır. Dinî, felsefi, sosyal, siyasi ve ahlaki mahiyetteki bu eser, Nizârî’nin bu konulardaki düşüncelerini yansıtır. Durru’n-Necât ve Dehru’n-Necât gibi isimlerle de anılan bu eserin el yazma ve taş baskılı şekilleri Uygur Türkleri arasında büyük yayılma göstermiştir. Eser, Hamd u Senâ, Mukaddime, Esas Kısım ve Hâtime isimli dört bölümden oluşmaktadır.

6. Çahâr Derviş: Nizârî bu eseri Ziyâî ile birlikte kaleme almıştır. Eser, 14. yüzyılda Hindistan’da yaşayan şair Emir Hüsrev Dehlevî (H. 1253-1325) tarafından Farsça yazılmış Makâlât-ı Cihâr-ı Yâr olup 18. yüzyılın başlarında Hoten’de yaşayan Kasım Begim tarafından Uygur Türkçesine tercüme edilmiştir. Bu eserde dört derviş ile bir padişahın başından geçen olaylar hikâye edilmiştir.

Kaynakça

Aliyof, Teyipcan, A. Hoca, İ. Yüsüp, M. T. Bavudun (hzl.) (1985). Nizarî Dastanliri. Pekin: Milletler Neşriyatı.

Bahavidin, Mehemmettursun (hzl.) (1995). Abdurehim Nizarî, Nizarî Lirikiliri. Ürümçi: Şincan Halk Neşriyatı.

İmincan, Ehmedi Utuk, M. Mirziehmet, H. Abdusalam, Ş. Elahun, M. Muhemmet (2006). Uyğur Edebiyatı Tarihi. C. 3. Pekin: Milletler Neşriyatı.

Osman, Ğeyretcan (1996). Uyğur Kilassik Edebiyati Kiskiçe Tarihi. C. 2. Ürümçi.

Osman, Ğeyretcan, O. İsmail, T. Savut (hzl.) (2005). Uyğurlarnin Kedimki Edebiyati. C. 2. Ürümçi: Şincan Maarip Neşriyatı.

Şavudun, Mehemmet, Ğ. Osman (hzl.) (1998). XIX. Esirdiki Uyğur Edebiyatı Tarihi. C. 2. Ürümçi: Şincan Üniversitesi Neşriyatı.

DOÇ. DR. ADEM ÖGER
Madde Yazım Tarihi: 24.05.2014
Güncelleme Tarihi:

Eserlerinden Örnekler


Gazel 

İzdedim könlümni cânân gülşenîde cân bile

Neççe ahtarsam ketipdur bu könül cânân bile

 

Ah neyley cân bile kaldı beden ketti könül

Kim kalipdur bu cehânda men kebi armân bile

 

Hencer-i hicrân vucudumni kilipdur zehmnâk

Köz yolidin câri eylep kanni yupmen kân bile

 

İşk vadisida poye eyledim çun gerdi bâd

Reşkdin her dem uçaştim çerh-i sergerdân bile

 

Tiyr-i bârâni melâmetke hedef boldi başim

Başni başkarmak besi muşkil ki bu bârân bile

 

Ğerk itipdur peykerimni âh kim girdâb-ı ğem

Kim selâmet kalğusi âlemde bu tufân bile

 

Zulf kullabige bu cân u könül boldi esir

Telbe kuşdek telpinür her dem nevâ efğân bile

 

Zâr Mecnunğe visâli bolsa mumkin ne eceb

Merheba kilse Nizârî lutf ile ihsân bile

 

Muhammes

Tegdi bulbul câniğe neşter ki gulnin hâridin

Bî-vefâliknin surudini çekip minkâridin

Kim fenâ udi çikar zâğ u zeğen guftâridin

Her hezân ber ki erur zarik-i dehr âzâridin

Sarğarip mendek tüşer ayru sihi ked yâridin

 

Kim cunûn ehli erur kirdi hem ol tağ öyige

Endelip kirgen kebi eşcâr öze zâğ öyige

Akibet bolğay hezân yokdur vefâ bağ öyge

Her kuruğan şâh-i Mecnûndur ki tufrâğ öyige

Tapşurur her dem ilik yup nâzenin bimâridin

 

Niş urar bâğ u behârimğe çu küznin ekrebi

Kim nuzûl etmiş deriğa bu heyâtim kevkebi

Neş tatliğ keldi başimğe heyâtim eşhebi

Bağ ârâ demek hezân kim âşık olmış men kebi

Belgurur savuğ nefes birle sariğ ruhsâridin

 

Ah kim esti behârim bağiğe bâd-ı hezân

Taknin bergi kebi sariğ yüzümni kildi kân

Meni kim boldum nedâmetde beli bağlik samân

Ger akar suni hezân tiyği kilipdur zer fişân

Keskeli mehr u vefâ nehlin cehân gulzâridin

 

Dehrdin körmey vefâ boldi melâlim bî-eded

Boldi nûn goyâ nedâmetde bilin bu serv-i ked

Zeferân yenliğ bolup her kün sana ğem birle hed

Bu sariğ yüz birle ölsem koyida tâ kim ebed

Şâhlar bağlan hezân-i işk piçan târidin

 

Çun guhulet vekti kildi ruzgârimni kara

Kim fenâ etfâli eylepdur başimda mâcerâ,

İşk tâbidin könülde dağlardin yüz yara

Koyida köymiş könül bu kim hezândur bağ ara

Esti bir yel goyiyâ köygen ğeribim saridin

 

Câm tutğil bizge emdi def kil ğem sâkiyâ

Kim terehhum eyleban kil özge hemdem sâkiyâ

Esferâyin badeni kim kilmağil kem sâkiyâ

Gâhi yüz birle ölermen İsevi dem sâkiyâ

Bâde tut Hurşîd câm u kehrebâ kirdâridin

 

Kaldi bulbulnin gulistânda nişân tirnağlari

Kaldi mu bolmay hezân bu dehr âlem bağlari

Boldi mevâ çun Nizârîğe nedâmet tağlari

Bâde kim cûresi tamğaç hezân yaprağlari

Tak bergidek kizarğay ser-beser eşcâridin

Bahavidin, Mehemmettursun (hzl.) (1995). Abdurehim Nizarî, Nizarî Lirikiliri. Ürümçi: Şincan Halk Neşriyatı. 3, 85.

 

Resim ve Minyatür Bulunmamaktadır.

Bestelenmiş Eser Bulunmamaktadır.

Seslendirilmiş Eser Bulunmamaktadır.