ITRÎ Buhûrîzâde Mustafa

(d.1042?/1633?-ö.1123/1711)

divan şairi ve müzisyen

 

İstanbul’da Yenikapı yakınlarında “Yaylak” denilen yerde, muhtemelen 1042/1633 yılında doğdu. İsmi Mustafa olup, babasının “koku ticareti” mesleğinden dolayı önceleri “Buhûrîzâde” sanıyla şöhret ka­zandı (Çapan 2005: 398; İnce 2005: 507; Abdülkerimoğlu 1985: 356; Özcan 1989: 468; İpekten 1998: 222). İlk dini öğrenimini Yenicamii imamı Küçük İmam Mehmet Çelebi’den almış, daha sonra müzik yanında, Siyâhî Ahmed Efendi'den hat ve edebiyat, Arapça ve Farsça öğrenmiştir (Ergun 1942:I, 128).

Buhûrîzâde Mustafa, IV. Mehmed’in sarayına 15 yaşında bir kâtip olarak girdi (1058/1648). İki yıl sonra IV. Mehmed’e suikast düzenlenmesi üzerine Buhûrîzâde Mustafa “nedim” (Mehmed Süreyya, 1894: III, 483) olarak görevlendirildi (1062/1652).

Itrî, sarayda, tanburî ve saray hânendesi bestekar Hafız Post, devrin saray müzik otoritesi Koca Osman’dan istifade etmiştir (Rauf Yekta 1934: vii; Ergun 1942: I, 128; Öztuna 2006: I, 375). Saraydaki müzik hayatının ilk yıllarından itibaren bestekar, şair ve müzisyenlerle birlikte çalıştı. Diğer taraftan saray görevlilerin, şairlerin, müzisyenlerin uğradıkları dönemin kültür merkezleri Mevlevihanelere, Tekkelere gidip tecrübe ve bilgisini arttırdı.

Bir taraftan da sarayın Hünkar Sofası denilen yerinde müzik icralarına, “küme fasıllarına” (Özcan 1999: 220) katılmaktaydı. Beşiktaş, Topkapı ve Edirne sarayı müzik gecelerine katılan Buhûrîzâde, IV. Mehmed 1068/1658’de, Emetullah Gülnuş sultanla evlendiği zaman besteler yapmağa başlamıştı. Hafız Post, 1070/1660’larda yazmağa başladığı güfte mecmûasına “Buhûrîzâde”nin bestelerini kaydetti.

1075/1665’de İstanbul’a gelen Nâbî ile tanışması, “Itrî” mahlasını almasına ve şiirlerine tahmîs ve nazireler yazmasına sebep oldu. Bu mahlası aldıktan sonra Hafız Post, onun bestelerini “Itrî” başlığıyla kaydetmeğe devam etti (Doğrusöz 1993: 866, 892 vd.). Itrî mahlasıyla ilk yaptığı bestelerden biri şair Cezmî’nin “bahariyye” şiiridir.

Ramazan 1073/1662’de Validecami’nin açılış töreninde “teravih düzenlemesi”nin ardından, İsâ Mahvî’nin 1074/1663’te naatının fermanla ortaya çıkan beste yarışmasına Buhûrîzâde’nin eseri damga vurmuştur (Doğrusöz 1993: nr. 115, 136, 137; Hasan Sezâî 1730: vr. 12a). Itri, devran-müzik yasağının geçici olarak kaldırıldığı sırada Niyâzî-i Mısrî’nin bir ilahisini bestelediği anlaşılmaktadır (Ergun 1942: I, 175). 1078/1667’de Konya’ya gelip Mevlevi olan şair Saib-i Tebrizî’nin “Der mevc-i perişân-i mâ” diye başlayan şiiri Itrî mahlasını aldıktan sonra bestelediği eserlerden biridir (Hafız Post 1660: vr. 142b; Hasan Sezâî 1730: vr. 247a).

Itri’nin Câmî Ahmed Dede’ye (ö. 1081/1671), 1651-1671 tarihleri arasında kapılandığı Rauf Yekta’nın tahminlerindendir (Rauf Yekta 1934: vii). Segâh Mevlevi ayinini, Câmî Ahmed Dede’nin öldüğü 1671’lerde bestelemiştir. Mevlevilerden Selanikli Ahmed Dede, Neşâtî Ahmed Çelebi, Edirneli Köçek Mustafa, Fasih Ahmed Dede, Mustafa Sâkıb Dede, Hasan Fasihî ile; ayrıca Ümmî Sinânzâde Hasan Halvetî, İbrahim Nakşî, Himmet Efendi ve “Abdî” mahlaslı Himmetzâde Abdullah, kadın dervişlerden Sıdkî Emetullah Hatun, Abdülhay Celvetî, Alişîruganî gibi şair, müziksever, sufîlerle görüştü.

1085/1675 yılı Edirne’de yapılan IV. Mehmed’in düğün şenliğinde ünlü “neva kâr” bestesini yapmıştır. Talip Mert’in tespit ettiği (İstanbul Şeriyye Sicilleri, Bab Mahkemesi sicili, III: 68b, 69b’den Mert 2012: 11) arşiv kayıtlarına göre, maaşını aldığı gümrük eminleri ile arasının iyi olması sonucu, 1086/1676 tarihli dilekçesiyle “esirciler kethüdalığına” talip oldu. “Sâyesi düşmez yere” diye başlayan şiirini Müstakimzâde “Esirciler Kethüdası Buhûrîzâde Mustafa Ağa” diye kaydetmiştir (Sağman 2001: 241). Itrî, bu görevi sırasında Yeniçerilere ait Tavukpazarı kahvelerine gelen saz şairlerinin “doğaçlama”, “çeşitleme” saz müziklerini, destan, varsağı ve türkülerini dinleme imkanı buldu.

1091/1681’de IV. Mehmed’in Çatalca avına katılan Itrî’ye verilen ödeneğin (Mert 2013: 24) ardından Enderun “Musiki muallimi” ve “serhânende” olarak tayin edildi (BOA, İbnülemin, Saray nu 1334’den Uzunçarşılı 1977: 92).

Itrî ve Gevherî’nin uğurlama (Kaçar 1994: 4) müzik yaptığı 1094/1683 Viyana seferi sonrası zor günler yaşayan Itrî’ye 1096/1685’te gıda yardımı yapılmıştır (Mert 2012: 12). 1097/1686’dan itibaren Budin, Sarayova, Mohaç gibi yenilgilerin (Hasan 1987: 31, 38, 122) ardından 1098/1687’de II. Süleyman tahta geçirildi. Itrî, Gevherî, Hafız Post ve diğer ünlü müzisyenler ve şairlerle birlikte Selim Giray’ın müzik meclislerine katıldı. Neyzen Derviş Osman, Itrî’nin bayati sazsemâîsini bu yıllarda kaydetti (Popescu-judetz 1996: 39).

1102/1691’de II. Süleyman’ın yerine geçen II. Ahmed’in de saltanatı sırasında, Itrî, Hafız Post’un ölümüne tarih düşürdü (1106/1694; Özcan 1989: 109-110). Bestekar Damat Ali Paşa tarafından, 1106/1694’te Edirne’de yapılan Damat çeşmesi kitabesi için Itrî’ye şiir yazmıştır (Işık 2013: 129).

1107/1695’te sultan olan II. Mustafa’nın şiirlerinden Itrî’nin beste yapması padişahın müzik meclislerine davet edildiğini göstermektedir. Itrî’yi bu dönemin şiir ve müzik meclislerinden tanıyan Şeyhî ve Safâyî, tezkireleri için bilgi toplamaya bu yıllarda başladılar. Itrî’nin müzik eğitimi verdiği öğrencilerinden şair Yahya Nazîm, II. Mustafa zamanında serhânende oldu (Sadullah Ağa 1808: 647). 

1115/1703’te sultan olan III. Ahmed’in zamanında, “esirciler kethüdalığı” dışında başka görevi tespit edilemeyen Itrî, 1123/1711 yılı sonunda ölmüştür (Ergun 1942: I, 131; Sürelsan 1977: 26). Yenikapı Mevlevîhânesi civarına defnedilmiş olan mezarının yeri bugün bilinmemektedir.

Hayatı hakkında Rüştü Şardağ ve Yılmaz Öztuna tarafından iki kitap yazılmış, 100 Türk lirası üzerine temsili resmi basılmıştır.

Edebiyat teorisyeni Mehmet Kalpaklı’nın değerlendirmesine göre Itrî’nin besteleri 17. Yüzyıl edebi çevresinin Divan ve Halk şairlerinin şiirlerini yansıtmaktadır. Özellikle 17. yüzyılın Hind uslubunu yansıtan bestelemeye uygun olmayan uzun farsça zincirleme tamlamalarla yazılmış gazellerini, daha önce kullanılan murabba (dörtlü/ kıt’a) nazım şeklinin yerine daha sade bir dille, bestelenmek için söylenmiş, yükselen değer “şarkı” şiirlerini, Itrî başarıyla besteleyebilmiştir. “Hem elitist hem de popüler tarzda şiirleri bestelemiş olması devrini tam anlamıyla yansıtan bir besteci ve şair olduğunu göstermektedir” (Kalpaklı 2013: 23-24). Edebiyat çevresinde Yahya Kemal Beyatlı’nın "Itrî" adlı şiiri ile birlikte romanlarda ve edebi yazılarda kullanılışının örnekleri Işık’ın makalesinde bulunabilir (Işık 2013: 129 vd).

Itrî, Buhûrîzâde Mustafa’nın şiirlerinde kullandığı mahlâsıdır. Tezkire sahiplerince Itrî, divan şairi sayılmaktadır. Itrî’nin müzik saha­sında şöhret kazanması, bir takım büyüklerin iltifatlarına bu sanatla mazhar olması, şiirinin ikinci planda kalmasına sebep olmuştur. Itrî’nin saraya davet edilen şairlerden bir çoğu ile arkadaşlığı ve bestelerde kullandığı şiirlerin çeşitli olmasına sebep oldu, ancak bu çeşitlilik şiirlerine yansımamıştır. 1665’ten sonra “Itrî” mahlasıyla Hafız Post güfte mecmûasına kaydedilmesi, Itrî mahlasını aldığı yıllar hakkında bir fikir vermektedir. Nâbî, mahlası için Itrî’ye, bugüne kadar çözülememiş bir “edebî muamma”sına Dîvân’ında yer vermiştir. “Hasretin ile kalmadı tende mecâl” Itrî’nin ilk yazdığı şiirlerden biridir ve zaman zaman farklı kaydedilmiştir. Itrî’nin dünyevi konuları ele alan “gazel, nazire (tahmis, müseddes), ebcetle tarih, çeşme kitabesi”nin yanısıra “na’t, ilahi” gibi dini içerikli olan şiirleri de vardır. Sayıca daha az olmak üzere, halk edebi zevkine yakınlığını gösteren hece vezniyle yazdığı “türkü” denebilecek şiiri de vardır. Tezkire sahiplerinin usta olduğunu belirttiği Itrî’nin “muamma” türündeki (Çapan 2005: 398) şiirlerine henüz rastlanamamıştır. Bir mevlit gecesi için yaptığı bestenin kendisine ait “Sâyesi düşmez yere bir böyle nahl-i Tûrsun” naatın sözleri, hem Küçük İmam’ın, Hafız Post’un ölümlerine hem de IV. Mehmed’in Edirne şenliğine tarih düşürmüş olduğu şiirlerinin, “safa nazar” ve “bülbül” redifli nazirelerinin, aşağıda örnek verilenlerle birlikte oldukça başarılı olması, şiir denemelerinin en güzel örneklerindendir (Itrî’nin derlenmiş şiirleri için bk. Özalp 1993; Işık 2013). Itrî'nin Dîvân'ı ve Mecmû'a-i Güfte'si olmak üzere iki eseri bulunmaktadır.

Dîvân’: Itrî’yi yakından takip eden biyografi yazarlarından Safâyî ve Şeyhî Mehmed Efendi, onun her hangi bir eserinden bahsetmemiş; bu eserleri kaynak olarak kullanan Tezkire yazarı Sâlim, Itrî’nin bir Dîvân’ı olduğundan bahsetmiştir. Bugüne kadar bulunamayan, Dîvân sanılan eserin aslında, Itrî’nin ilavelerde bulunduğu Mecmûa-i Güfte’lerden (Ergun 1942: I, 50; Doğrusöz 1993: 5; Bardakçı 2011: 90-92; Pekin 2013: 58) biri olma ihtimali vardır. Dîvân bulunamadığı için, elimizdeki derlenen şiirlerinden şiir kudreti hakkında söz söylemek güçleşmektedir. Buna rağmen şiirlerini “sade ve açık ifadelerle yazdığı manzu­melerinden Itrînin güçlü bir şair olduğu” şeklinde değerlendirenler vardır (Özcan 1999: 221). İlk defa Ruşen Kam tarafından bir araya getirilen şiirlerinden oluşturulan bir Divançe-i Itrî (Öztuna 2006: I, 375) müstakil baskı olarak basılmamış, eleştirilerle birlikte çeşitli araştırmacılarca daha sonra yayınlanmıştır (Özalp 1993; Işık 2013: 93 vd).

Mecmû'a-i Güfte’ler: Hafız Post’un 1670’lerde Itri’ye hediye ettiği, Itrî’nin 16780’lere kadar ilaveler yaptığı müzik antolojisidir (TSMK, Revan, nu. 1724; Ergun 1942: I, 129; Pekin 2013: 58). Araştırmacıların Itri’nin ilaveler yaptığını söyledikleri diğer Hafız Post Mecmûa-i Güfte’si (Bardakçı 2011: 90-92), özel bir koleksiyonda olduğu için değerlendirmesi henüz yapılamamıştır.

Kaynakça

Abdülkerim Abdulkadiroğlu (hzl.) (1985). İsmail Belîğ Nuhbetü’l-Asâr Li Zeyli Zübdeti’l-Eş’âr. Ankara: Gazi Üniversitesi Yay.

Atlığ, Nevzat (2005). Türk Musikisi Klasikleri. İstanbul: Doğan Yay.

Bardakçı, Murat (2011). “Hafız Post’un Kayıp Bilinen Elyazması Güfte Mecmûası”. Atlas (Ocak): 90-92.

Çapan, Pervin (hzl.) (2005). Mustafa Safâyî Efendi Tezkire-i Safâyî: Nuhbetü’l-Âsâr Min Fevâ’idi’l-Eş’âr İnceleme-Metin-İndeks. Ankara: AKM Yay.

Dârülelhân Külliyâtı (1926-34). İstanbul: Dârülelhân neşriyatı. (1-180): Nu: 92, 227, 241

Diskografi: Dikmen, Mustafa Doğan (san.yön.). (2012). Dârülelhân Külliyâtı. CD; Yahya Kaçar, Gülçin (san.yön.). (2012). Vefatının 300. Yılında Itrî. AKM Yay. CD; Tokaç, M. Salim (san.yön.). (2013). Bilinen Bilinmeyen Yönleriyle Buhurîzâde Mustafa Itrî Albümü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ Yay. 5 CD (saz ve sözlü eserleri).

Doğrusöz, Nilgün (1993). Hafız Post Mecmûasında Türkçe Güfteler. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: İstanbul Teknik Üniversitesi.

Ergun, Sadeddin Nüzhet (1942). Türk Mûsikisi Antolojisi. C.1. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yay.

Erguner, Kudsi (2013). “Itrî döneminden günümüze yorum farklılıkları”. Itrî. İstanbul: Omar Yay. 37-50.

Esad Efendi (1729). Atrabu’l-Âsâr fî Tezkireti Urefâi’l-Edvâr. İstanbul Üniversitesi Ktp. TY.Nu.: 6204.

Ezgi, Suphi, (1933). Nazari Ameli Türk Musikisi. C. 1-5. İstanbul: yyy.

Feldman, Walter (2013). “17. yüzyılın müzikal formları: Ali Ufki, Evliya Çelebi ve Kantemiroğlu arasında Itrî”. Itrî. İstanbul Omar yay. 87-94.

Hafız Post (1660). Mecmûa-i Güfte. TSMK. Revan. Nu.: 1724.

Hasan Sezâî (1730). Mecmûa-i Güfte, Millet Ktp. Ali Emiri Manzum Nu.: 736

Hasan, Hamdi (1987). Saraybosna Kütüphanelerindeki Türkçe Yazmalarda Türküler. Ankara: KB Yay.

Işık, Seher (2013). “Itrî’nin Edebiyattaki Yeri”. Ulakbilge. (1): 93-139. http://ulakbilge.com/makale/pdf/1377467141.pdf [erişim tarihi 25.02.2014]

İnce, Adnan (hzl.) (2005). Tezkiretü’ş-Şu‘arâ Sâlim Efendi. Ankara: AKM Yay.

İpekten, Halûk, M. İsen, R.Toparlı, N. Okçu ve T. Karabey (1998). Tezkirelere Göre Divan Edebiyatı İsimler Sözlüğü. Ankara: KTB Yay.

Kaçar, Burhan (hzl) (1994). Gevheri Divanı. Doktora Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi.

Kalpaklı, Mehmet (2013). “Itrî Döneminde Osmanlıda Şiir”. Itrî. İstanbul Omar yay. 19-22.

Kılıç, Erdal, (2013). Hekimbaşı Mecmûa-yı Letaif fi Sandukatil-Maarif. Doktora Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi.

Köprülü, M. Fuad (2004). Saz Şairleri. C. I-V. Ankara: Akçağ Yay.

Mehmed Süreyya (1894). Sicill-i Osmânî Yâhud Tezkire-i Meşâhir-i Osmâniyye. C. 3. İstanbul: Matbaa-i Âmire.

Mert, Talip (2012). “Onyedinci Asrın Üçüncü Çelebisi Buhurîzâde Mustafa Çelebi”. Türk Edebiyatı. (469): 8-12.

Mert, Talip (2013). “Hattat Buhurîzâde Mustafa Itrî”. Musiki. (1): 20-26.

Mustafa Sâkıb Dede (1283/1866). Sefîne-i Nefîse-i Mevleviyye (nşr. Mehmet Arif Paşa). C. I-III. Kahire.

Müstakimzade (1928). Tuhfe-i Hattatin. İstanbul: Devlet Matbaası.

Özalp, M. Nazmi (1993). “Itrî’nin şiirleri”. Mavi nota. (8): 13-15.

Özcan, Abdulkadir (hzl.) (1989). Şeyhî Mehmed Efendi Şakâ’ik-i Nu’mâniyye ve Zeyilleri “Vakâyiü’l-Fuzalâ”. C. 5. İstanbul: Çağrı Yay.

Özcan, Abdülkadir (hzl.) (2000). Anonim Osmanlı Tarihi, Ankara: TTK Yay.

Özcan, Nuri (1999). “Itrî”. İslâm Ansiklopedisi. C. 19. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yay. 220-221.

Öztuna, Yılmaz (1987). Itrî. İstanbul: KB Yay. 

Öztuna, Yılmaz (2006). Türk Musikisi Ansiklopedisi.  İstanbul: Orient Yay. 

Pekin, Ersu (2013). “İki Itrî İçin Üç Yazı”. Itrî. İstanbul Omar yay. 49-86.

Rauf Yekta (1934). “Itrî”. Türk Musikisi Klasiklerinden Mevlevi Ayinleri II. C. 7. vii-viii.

Sadullah Ağa (1808). Mecmûa-i Güfte. İstanbul Millet Ktp. Nu. 732.

Sağman, Şengül (2001). Müstakimzade’nin Mecmûa-i İlahiyatı. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi.

Sürelsan, İsmail Baha (1977). “Itrî”. Milli Kültür. 1 (4): 17-26.

Tokdemir, Hatice (2006). XVIII. Yüzyılda Yazıldığı Tahmin Edilen Bir El Yazması Mecmûadaki Dini Güfteler. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi

Tura, Yalçın (haz.), (2001). Kantemiroğlu, Kitab-ı İlmu’l-musiki ala vechi’l-hurufat. C. I-II. İstanbul: Yapı Kredi yay.

Uslu, Recep (2013). “Itrî Bestelerinin Listelenmesi”. Mûsikî Dünyamızın Dâvûdu Buhûrîzâde Mustafa Itrî (haz. Mustafa İsmet Uzun). İstanbul: İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Yay. 109-139.

Uslu, Recep (2009). “Müzik Tarihi Açısından Esad Efendi’nin Atrabu’l-Âsâr’ı”. Musikişinas. (10):192-232.

Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (1977). “Osmanlılar zamanında Saraylarda Musıki Hayatı”. TTK Belleten. 41 (161): 78-114.

Yahya-Kaçar, Gülçin (2013). “Itrî’nin Bestelerinde Terennüm ve Müzikal Analizleri”. Kadem. (12-13): 38-39.

YRD. DOÇ. DR. RECEP USLU
Madde Yazım Tarihi: 03.04.2014
Güncelleme Tarihi:

Eserlerinden Örnekler


ITRİ'NİN ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

Gazel

 

Bakmazsa rûy-ı dilbere a’dâ safâ nazar

Sen sun’-ı Hakk’ı eyle temâşâ safâ nazar

 

Mihr ü mehe bakar mı cemâlin gören didüm

Bakdı didi ol âyine-sîmâ safâ nazar

 

Tûtî-i âyine-dili ol sîne söyledür

Olsun hezâr bağda gûyâ safâ nazar

 

Dil nâzır-ı gubâr-ı deründür didüm didi

Câizse kuhl-i dîde-i bînâ safâ nazar

 

Dildâr hâl ü hatt-ı lebin gösterüp didi

Habb u gubâr u bâde-i müheyyâ safâ nazar

 

Yokdur nazîr hüsnüne birdür iki degül

Mislin görürse herkes-i şehlâ safâ nazar

 

Geh vâsi vü gâh hecr ü gehî nûş u gâh nîş

Hâl-i cihân böyle azîzâ safâ nazar

 

Bu nev-zuhûr şâhid-i nazmın görüp eger

Itrî nazîre dirse ahibbâ safâ nazar (Çapan 2005: 398; Özcan 1989: 468; Işık 2013: 101)

 

Murabba

 

Hasretin ile kalmadı tende mecâl

El-amân ey gonce-dehen el amân

Fürkatin ile bu gönlüm pür-melâl

El-amân ey gonce-dehen el-amân

 

Gamze-i fettân ile pür-yâreyim

Tîr-i gam ile dil-i sad-pâreyim

Âşık-ı üftâde vü bî-çâreyim

El-amân ey gonce-dehen el-amân

 

Hâtır-ı nâ-şâdımı gel eyle şâd

Mîve-i vaslınla idüp ber-murâd

Itrî-i bî-tâkatine eyle dâd

El-amân ey gonce-dehen el amân (Doğrusöz 1993: nr. 554).

 

Koşma

 

Âşık oldum bin cân ile

Gözlerim doldu kan ile

Geçdi ömrüm hicrân ile

Terk eyledin âhir beni

 

Kerem eyle dostum bana

Dil ü cânım verdim sana

Bakmaz oldun benden yana

Terk eyledin âhir beni

 

Niçin yanıma gelmezsin

Hâtırım ele almazsın

Semt-i Vefâ’yı bilmezsin

Terk eyledin âhir beni

 

Itrî’ye rahm eyle cânum

Nice demdür ki giryânum

Nedir cürmüm a sultânum

Terk eyledin âhir beni (Hasan Sezâî 1730: vr. 11b; Işık 2013: 125)

 

Resim ve Minyatür Bulunmamaktadır.

Bestelenmiş Eser Bulunmamaktadır.

Seslendirilmiş Eser Bulunmamaktadır.