NİGÂR HANIM

(d.1279/1862-ö.1336/1918)

divan şairi

 

Abdülhâmid dönemi şairlerinden olan Nigâr Hanım’ın doğum tarihi konusu tartışmalıdır. Şairin doğum tarihi kaynakların bir kısmında 1273/1856, bazılarında ise 1862 olarak belirtilmektedir. Nazan Bekiroğlu, Şair Nigâr Hanım adlı kitabında şairin doğum tarihinin 1862 olmasının daha muhtemel olduğunu belirtir. Soy ağacında Nigâr Hanım’ın tam adı, Fatma Hatice Nigâr olarak geçer, bazı kaynaklarda ise şairden Hatice Nigâr ya da Fatma Nigâr olarak bahsedilmektedir (Bekiroğlu 1998: 39). Nigâr Hanım’ın babası Macar asıllıdır. Macar Osman Paşa, 1848 Macar İhtilâli yüzünden Osmanlıya sığınmış, Müslümanlığı kabul ederek devlet hizmetinde Paşalık pâyesine kadar yükselmiştir. Nigâr Hanım, yedi yaşında Kadıköy’de İtalyanca-Fransızca eğitim veren Madam Garos’un yatılı mektebine kaydedilir. Buradan mezun olduktan sonra evde özel hocalarla eğitimine devam eder. Fransızca, piyano, resim derslerinin yanı sıra dönemin ünlü ismi Ebüllisan Şükrü Efendi’den de özel Türkçe dersleri alır. Şair, döneminin en fazla yabancı dil bilen kadın sanatçısı olarak dikkat çeker. Sekiz lisana vakıf olduğu söylenir (Arapça, Farsça, Fransızca, Rumca, Almanca, İtalyanca, Ermenice, Macarca) (Bekiroğlu 1998: 245-46). Meşrutiyet Dönemi’nde faaliyet gösteren Hilâl-i Ahmer, Cemiyet-i Hayriye, Esirgeme Derneği, Müdafaa-i Milliye Osmanlı Hanımlar Cemiyeti’nde aktif olarak rol alır (Bekiroğlu 1998: 121-127). 6 Ocak 1875 yılında Salih Efendi-zâde Mehmed İhsan Bey ile evlenir. İlk evliliğini 13 yaşında yapan Nigâr Hanım aynı kişiyle daha sonra ikinci kez evlenir. Ancak evliliğinde aradığı mutluluğu, huzuru bir türlü yakalayamaz. Nigâr Hanım evinde her hafta salı günleri toplantılar düzenler. Düzenlediği bu toplantılarla bir sonraki nesilden İhsan Raif, Şükûfe Nihal gibi kadın şairlere de örnek olmuş bir isimdir (Özgül 2006: 87). Nigâr Hanım Abdülhamid tarafından çalışmaları dolayısıyla 1898 yılında ikinci dereceden bir Şefkat Nişanı ile onurlandırılır. Aynı yıl babasını kaybeden şaire bu dönemde babasının emekli maaşının yanında bir cülûsiye manzumesine istinaden bir maaş daha bağlandığından söz edilmektedir (Bekiroğlu 1998: 98). 1918 yılında tifüs hastalığından vefat eder. Mezarı Rumeli Hisarı’ndadır.

Nigâr Hanım'ın eserleri şunlardır:

1. Efsûs: On dört yaşından beri şiir yazan Nigâr Hanım, ilk şiirlerini Efsûs adıyla şiir mecmuası olarak yayımlatır. 10 Ağustos 1887 yılında yayımlanan Efsûs, edebiyat dünyasında büyük yankı uyandırır. Efsûs 1 üzerine çeşitli yazılar yazılır, özellikle “Feryâd” gazeline nazireler yapılır. Efsûs’un bir nüshası Abdülhâmid’e de takdim edilir. Fuad Köprülü, divan geleneği içinde şiir veren kadın şairleri kendi kadınlık duygularını dile getirememiş ve suni bir şiir yaratmakla eleştirir (Köprülü 1924’ten aktaran Bekiroğlu, 1998: 235).Yazarın ilk eseri Efsûs’un birinci kısmının yayımlanmasından üç yıl sonra ikinci kısmı yayımlanmış, yazar, bu zaman zarfında şiirlerini çeşitli dergilerde yayımlamaya devam etmiştir. Mürüvvet, Kadınlara Mahsûs Gazete, Parça Boğçası, Servet-i Fünûn, Pul adlı yayınlarda yazıları yayımlanır. Nigâr Hanım'ın Servet-i Fünûn ve Pul’da yayımlanan bazı şiirlerinde “Üryân Kalb” müstearını kullandığı görülmektedir.

2. Nîrân: Yazarın ikinci eseri Nîran’da (1896) Fransızcadan tercüme edilmiş hikâyeler ve şiirler de vardır. Banarlı’ya göre Nigâr Hanım’ın “şiir iklimlerine girişi daha ümid vericidir” (Banarlı, 2001: 192). Yine Banarlı’ya göre 1900 yılında yayımlanan kitabında ise “söyleyiş daha yeni ve olgun, şiire mevzu olan duygu ve düşünceler daha çeşitlidir”. Şair, son şiirlerinde vatan sevgisini dile getirir (192).

Nigâr Hanım, döneminin sanatçıları gibi kendisinden önce gelen divan şairlerini okuyarak büyümüştür. Rûşen Eşref’le yaptığı söyleşide bir yandan divan şairlerinden Fuzûlî, Nedîm, Şeyh Gâlib’i diğer taraftan Fransız yazarlardan Victor Hugo’yu, Musset’yi ve Lamartine’i okuduğunu söyler (Ünaydın, 1334: 16). Ayrıca döneminin şairlerinden Cenap Şahabettin, Abdülhak Hamit, Recaizade Ekrem’in eserlerini okuduğundan, onlara hayranlık duyduğundan bahseder. Nigâr Hanım nazım şekli, dil ve üslup yönünden eski ve yeni şiirin özelliklerine yer veren şiirler kaleme almıştır. Şiirde hece ölçüsüne ve dilde sadeleşmeye karşı olduğunu çeşitli vesilelerle dile getirmiştir.

Kaynakça

Akyüz, Kenan (1999). Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri 1. İstanbul: İnkılâp Yay.
Banarlı, Nihat Sami (2001). Türk Edebiyat Tarihi. İstanbul: MEB Yay.

Bekiroğlu, Nazan (1998). Şâir Nigâr Hanım. İstanbul: İletişim Yay.

Birinci, Necat, Sağlam, Nuri (hzl.) (2002). Ruşen Eşref Ünaydın, Diyorlar Ki. İstanbul: TDK Yay.
Ceyhan, Âdem (2000). “Ahmed Muhtar Bey’in “Şair Hanımlarımız” İsimli Eseri”. Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 8: 299-350. http://www.turkiyat.selcuk.edu.tr/pdfdergi/s8/11.pdf [erişim tarihi 30 Nisan 2013].
Enginün, İnci (1998). Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları. İstanbul: Dergâh Yay.
İleri, Selim (2011). “Şair Nigâr Hanım'ın Defterleri”. Zaman. 26 Mart 2011.
Kolcu, Ali İhsan (1999). Türkçe’de Batı Şiiri. Ankara: Gündoğan Yay.
Meriç, Kurtuluş (2011). Osmanlı Şiirinin Modernleşme Sürecinde "Kadın"ın Doğuşu: Nigâr Hanım'ın Şiirlerinde Dişil Söylem Üretimi. Yüksek Lisans Tezi. Ankara: İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi.
Özgül, Kayahan (2006). Dîvan Yolu’ndan Pera’ya Selâmetle Modern Türk Şiirine Doğru. Ankara: Hece Yay.
Yurdakul, Şükran (1992). Çağdaş Türk Edebiyatı 1. Ankara: Bilgi Yay.

ÖZGE SOYLU BOZDAĞ
Madde Yazım Tarihi: 29.07.2013
Güncelleme Tarihi:

Eserlerinden Örnekler


Fenâ-fillâh

Rûh-ı nâlânıma girdin yine sen

Yine etdin beni vakf-ı şîven

Çırpınıp inleyerek her gece ben

Ölürüm her gece sensizlikten

Yükselir âhlarım Allah’a

 

Ne tahassüs; ne tükenmez heyecan

Sanırım rûh-ı alîlim zevebân

Edecek aşk ile çırpınmaktan

O kadar ben sana geçtim ki inan

Kaniim şimdi fenâ-fillâha

Nişantaşı, 1 Nisan 1917

Bekiroğlu, Nazan. (1998). Şâir Nigâr Hanım. İstanbul: İletişim Yay.

 

Feryâd

Feryâd ki feryâdıma imdâd edecek yok

Efsûs ki gamdan beni âzâd edecek yok

 

Te’sîr-i muhabbetle yıkılmış güzel ammâ

Virâne dîli bir dahi âbâd edecek yok

 

Kes varsa alâkan bana ey tâli’-i dûnum

Sen var iken âlemde beni yâd edecek yok

 

Hakkıyle bilir zâr gönül hâlet-i aşkı

Mâhirdir o fende anı üstâd edecek yok

 

Yâ Rab ne için zâr Nigârî şu cihânda

Nâ-şâd edecek çoksa da bir şâd edecek yok

Yurdakul, Şükran. (1992). Çağdaş Türk Edebiyatı 1. Ankara: Bilgi Yay.
 

 

Resim ve Minyatür Bulunmamaktadır.

Bestelenmiş Eser Bulunmamaktadır.

Seslendirilmiş Eser Bulunmamaktadır.