ŞİKÂRÎ

(d.?/?-ö.992/1584)

divan şairi

 

Asıl adı Ahmed olan Şikârî’nin dedesi Acemî Kasım Paşa, babası ise Diyarbakır defterdarı ve sonradan mirliva olan Hasan Bey’dir. Mora Beyi olan babası Hasan Bey, Çaldıran savaşında şehit olmuştur. Şikârî, babasına nispetle Hasan Begzâde Ahmed Şikari olarak tanınmıştır. Âşık Çelebi, Şikârî’yi Mustafa Paşa ve Ahmed Paşa’nın, Kınâlızâde Hasan Çelebi de Şemsi Paşa’nın akrabası olarak gösterir. Şikârî, dünyaya meyletmeyen ve daima ahiret âlemini düşünen, uzlet köşesine çekilmeyi tercih etmiş biri olarak tanınmıştır. Derviş yaratılışı ve temiz kalpli bir insan olan Şikârî, Yusuf u Züleyhâ kıssasını bitirmek üzere iken  992 / 1584’te vefat etmiştir. Kâmûsu’l-A’lâm’da vefat tarihi yanlış olarak  912 /  1506 gösterilmiş, ismi de Haydar Şikârî olarak kaydedilmiştir. (Şemseddin Sâmî 1894: 2864)

Kınalızâde Hasan Çelebi, şairin Yûsuf u Züleyhâsı’nın daha o dönemde kaybolduğunu ve mihr ü vefa gibi sadece isminin kaldığını belirtir. Şikârî’nin, Karamannâme, Kitâb-ı Karamâniyye, Kitâb-ı Tevârih-i Karamâniyye adlarıyla bilinen, Karaman tarihi ile ilgili bir eser kaleme aldığı bazı kaynaklarda geçmektedir. Bu iddia, eserin mukaddime bölümünde geçen “Eger bilmek dilersen bu gubârı / Ayaklar toprağı yani Şikârî” beytinden hareketle yapılmaya çalışılan kimlik tespitine dayanmaktadır. Ayrıca o dönemde tezkirelerde adı geçen üç Şikârî’den ismi Ahmed olarak zikredilen tek şahsiyetin Diyarbakırlı Şikârî olması bu eserin ona nispet edilmesi sonucunu doğurmuştur (Yıldız, 2011).

Kaynaklar, koşudaki, ata binmedeki, ok ve kılıç kullanmadaki, avcılıkta akranları arasındaki maharetine, savaşçılığını nazara vererek şairin Şikârî mahlası aldığına dikkat çekmektedirler. Şiiri, mahlası gibi seri, tatlı, levendane ve âşıkânedir.

Kaynakça

Koman, Mesut (1946). Şikari’nin Karamanoğulları Tarihi. Konya.

Kılıç, Filiz (2010). Meşâirü'ş-Şuara, İnceleme-Metin. Gazi Üniversitesi. Doktora Tezi. Ankara. 801-802.

Mehmed Süreyya (1996). Sicill-i Osmânî. hzl. Akbayar, Nuri-Kahraman, Seyit Ali C. 5. İstanbul: Tarih Vakfı Yay. 1601.

Müstakimzade Süleyman Sadeddin (2000). Mecelletü’n-Nisâb fi’n-Nisbi ve’l-Künâ ve’l-Elkâb. (Tıpkı Basım). Kültür Bakanlığı Kütüphaneler Genel Müdürlüğü. Ankara. 276b.

Şemsettin Sami (1306/1894). Kâmusu’l-A’lâm, C. IV. İstanbul. Mihran Matbaası. 2864.

Sungurhan, Aysun. Kınalızade Hasan Çelebi-Tezkiretü’ş-Şuara. ekitap.kulturturizm.gov.tr.

(http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/dosya/1-219122/h/tsmetina.pdf). 426.

 “Şikari” (2007). hzl. Yazı Kurulu. Türk Dünyası Ortak Edebiyatı Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi. C. 8. Ankara. 113.

Tuman, Nail (2001). “Şikari”. Tuhfe-i Nâilî. C. II. hzl. Kurnaz, Cemal-Tatçı, Mustafa. Ankara: Bizim Büro Yayınları. 492-493.

Yıldız, Sara Nur (2011).“Şikârî”. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. C. 39, Istanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayını. 162-163.

DOÇ. DR. İBRAHİM HALİL TUĞLUK
Madde Yazım Tarihi: 05.01.2014
Güncelleme Tarihi:

Eserlerinden Örnekler


 

Degüldür şa’şa’a mihriyle âh-ı pür-şerârumdur

Zebûn olmış sipihrün tevseni oklı şikârumdur

 

Sungurhan, Aysun. Kınalızade Hasan Çelebi-Tezkiretü’ş-Şuara. ekitap.kulturturizm.gov.tr.

(http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/dosya/1-219122/h/tsmetina.pdf) 426.

 

Resim ve Minyatür Bulunmamaktadır.

Bestelenmiş Eser Bulunmamaktadır.

Seslendirilmiş Eser Bulunmamaktadır.